Çocuk Koruma Kanunu Özeti

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 1

Yayımlandığı Tarih:15/7/2005
Bu kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler

  • Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;
  • Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,
  • Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş
  • ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait iş yerlerine yerleştirilmesine,
  • Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,
  • Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına,
  • Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya,yönelik tedbirdir.
  • Tehlike altında bulunmadığının tespiti ya da tehlike altında bulunmakla birlikte veli veya vasisinin ya da bakım ve gözetiminden sorumlu kimsenin desteklenmesi suretiyle tehlikenin bertaraf edileceğinin anlaşılması hâlinde; çocuk, bu kişilere teslim edilir.
Kuruma Başvuru
1.    Adlî ve idarî merciler,
2.    Kolluk görevlileri,
3.    Sağlık ve eğitim kuruluşları,
4.    Sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür.
5.    Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla ASPİM Kurumuna başvurabilir.
6.    Sosyal Hizmetler ve ASPİM kendisine bildirilen olaylarla ilgili olarak gerekli araştırmayı derhâl yapar.

 Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararı Alınması

  • Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı;çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, ASPİM ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen çocuk hâkimi tarafından alınabilir.
  • Tedbir kararı verilmeden önce çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılabilir.
  • Tedbirin türü kararda gösterilir. Bir veya birden fazla tedbire karar verilebilir.
  • Hâkim, hakkında koruyucu ve destekleyici tedbire karar verdiği çocuğun denetim altına alınmasına da karar verebilir.
  • Hâkim, çocuğun gelişimini göz önünde bulundurarak koruyucu ve destekleyici tedbirin kaldırılmasına veya değiştirilmesine karar verebilir. Bu karar acele hâllerde, çocuğun bulunduğu yer hâkimi tarafından da verilebilir. Ancak bu durumda karar, önceki kararı alan hâkim veya mahkemeye bildirilir.
  • Tedbirin uygulanması, 18 yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak hâkim, eğitim ve öğrenimine devam edebilmesi için ve rızası alınmak suretiyle tedbirin uygulanmasına belli bir süre daha devam edilmesine karar verebilir.
  • Mahkeme, korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında, koruyucu ve destekleyici tedbir kararının yanında 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında da karar vermeye yetkilidir.
 Tedbirlerde Yetki
  • Korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin, ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır.
  • Tedbir kararlarının uygulanması, kararı veren hâkim veya mahkemece en geç 3 aylık sürelerle incelettirilir.
  • Hâkim veya mahkeme; denetim memurları, çocuğun velisi, vasisi, bakım ve gözetimini üstlenen kimselerin, tedbir kararını yerine getiren kişi ve kuruluşun temsilcisi ile Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya re’sen çocuğa uygulanan tedbirin sonuçlarını inceleyerek kaldırabilir, süresini uzatabilir veya değiştirebilir.
Acil Korunma Kararı Alınması
  • Derhal korunma altına alınmasını gerektiren bir durumun varlığı hâlinde çocuk, ASPİM tarafından bakım ve gözetim altına alındıktan sonra acil korunma kararının alınması için Kurum tarafından çocuğun Kuruma geldiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir. Hâkim tarafından, 3 gün içinde talep hakkında karar verilir. Hâkim, çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerektiğinde kişisel ilişkinin tesisine karar verebilir.
  • Acil korunma kararı en fazla 30 günlük süre ile sınırlı olmak üzere verilebilir. Bu süre içinde Kurumca çocuk hakkında sosyal inceleme yapılır. Kurum, yaptığı inceleme sonucunda, tedbir kararı alınmasının gerekmediği sonucuna varırsa bu yöndeki görüşünü ve sağlayacağı hizmetleri hâkime bildirir. Çocuğun, ailesine teslim edilip edilmeyeceğine veya uygun görülen başkaca bir tedbire hâkim tarafından karar verilir.
  • Kurum, çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa hâkimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep eder.
 Bakım ve Barınma Kararlarının Yerine Getirilmesi
  • ASPİM Kurumu tarafından, kendisine intikal eden olaylarda gerekli önlemler derhâl alınarak çocuk, resmî veya özel kuruluşlara yerleştirilir.
Tedbir Kararlarında Usûl
  • Hakim, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında duruşma yapılmaksızın tedbir kararı verilir. Ancak,hâkim zaruret gördüğü hâllerde duruşma yapabilir.
  • Tedbir kararının verilmesinden önce yeterli idrak gücüne sahip olan çocuğun görüşü alınır, ilgililer dinlenebilir, çocuk hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmesi istenebilir.
Soruşturma
  • Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır.
  • Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.
  • Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebilir.
Çocuğun Gözaltında Tutulması
  • Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.
  • Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.
İştirak hâlinde işlenen suçlar
  • Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.
  • Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
  • Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.
 Çocuğun Nakli
  • Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.
Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
  • Çocuğa yüklenen suçtan dolayı CMK koşulların varlığı halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından erteleme süresi 3 yıldır.
 Adlî Kontrol
Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak CMK’nın 109.maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:
1.     Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.
2.     Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.
3.     Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.
Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.
 Tutuklama Yasağı

  • 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.
Kovuşturma
Duruşma

  • Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir.
  • Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.
  • Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.
 Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
  • Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, CMK koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi 3 yıldır.
Uzlaşma
  • CMK’nın uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır.
Mahkemelerin Kuruluş, Görev ve Yetkisi
 Mahkemelerin Kuruluşu

  • Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur.
  • Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir.
  • İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.
  • Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.
  • Mahkemelerin bulunduğu yerlerdeki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilirler.
  • Çocuk ağır ceza mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk ağır ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.
 Mahkemelerin Görevi
  • Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar.
  • Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.
  • Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir.
  • Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, Kanunun 17.maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür.
Mahkemelerin Yargı Çevresi
  • Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin mülkî sınırlarıyla belirlenir.
  • Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.
  • Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine veya değiştirilmesine Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.
 Hâkimlerin Atanmaları
  • Mahkemelere, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış, adlî yargıda görevli, tercihen çocuk hukuku alanında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisi ve sosyal hizmet alanlarında eğitim almış olan hâkimler ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır.
  • Atamalarda istekli olanlarla daha önce bu görevlerde bulunmuş olanlara öncelik tanınır.
  • Herhangi bir nedenle görevine gelemeyen hâkimin yerine bu hâkim görevine başlayıncaya veya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirme yapılıncaya kadar o yerdeki hâkimlerden hangisinin bakacağı, birinci fıkrada aranan nitelikler de gözetilerek adlî yargı adalet komisyonu başkanınca belirlenir.
Cumhuriyet Savcılığı ve Kolluk
 Cumhuriyet Savcılığı Çocuk Bürosu

  • Cumhuriyet başsavcılıklarında bir çocuk bürosu kurulur. Cumhuriyet başsavcısınca çocuk koruma kanunun 28 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen nitelikleri haiz olanlar arasından yeterli sayıda Cumhuriyet savcısı, bu büroda görevlendirilir.
Çocuk Bürosunun Görevleri

Çocuk bürosunun görevleri;
1.     Suça sürüklenen çocuklar hakkındaki soruşturma işlemlerini yürütmek,
2.     Çocuklar hakkında tedbir alınması gereken durumlarda, gecikmeksizin tedbir alınmasını sağlamak,
3.     Korunma ihtiyacı olan, suç mağduru veya suça sürüklenen çocuklardan yardıma, eğitime, işe, barınmaya ihtiyacı olan veya uyum güçlüğü çekenlere ihtiyaç duydukları destek hizmetlerini sağlamak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmak, bu gibi durumları çocukları korumakla görevli kurum ve kuruluşlara bildirmek,
4.     Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmektir.
5.     G.S.B.H bu görevler çocuk bürosunda görevli olmayan Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.
Kolluğun Çocuk Birimi

  • Çocuklarla ilgili kolluk görevi, öncelikle kolluğun çocuk birimleri tarafından yerine getirilir.
  • Kolluğun çocuk birimi, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuklar hakkında işleme başlandığında durumu, çocuğun veli veya vasisine veya çocuğun bakımını üstlenen kimseye, baroya ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna, çocuk resmî bir kurumda kalıyorsa ayrıca kurum temsilcisine bildirir. Ancak, çocuğu suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden şüphelenilen yakınlarına bilgi verilmez.
  • Çocuk, kollukta bulunduğu sırada yanında yakınlarından birinin bulunmasına imkân sağlanır.
  • Kolluğun çocuk birimlerindeki personeline, kendi kurumları tarafından çocuk hukuku, çocuk suçluluğunun önlenmesi, çocuk gelişimi ve psikolojisi, sosyal hizmet gibi konularda eğitim verilir.
  • Çocuğun korunma ihtiyacı içinde bulunduğunun bildirimi ya da tespiti veya hakkında acil korunma kararı almak için beklemenin, çocuğun yararına aykırı olacağını gösteren nedenlerin varlığı halinde kolluğun çocuk birimi, durumun gerektirdiği önlemleri almak suretiyle çocuğun güvenliğini sağlar ve mümkün olan en kısa sürede Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim eder.
Sosyal İnceleme

1.    Çocuk koruma kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır.
2.    Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur.
3.    Derhâl tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir.
4.    Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi kararda gösterilir.
5.    Hakkında sosyal inceleme yapılacak çocuğun, incelemeye tâbi tutulacak çevresi mahkemenin yetki alanı dışında ise, davayı gören mahkemenin talimatına bağlı olarak çocuğun bulunduğu yerdeki mahkemece inceleme yaptırılır. Büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde bu inceleme, davayı gören mahkemeye bağlı olarak çalışan sosyal çalışma görevlilerince yapılabilir.
 Sosyal Çalışma Görevlilerinin Görevleri
Madde 34- (1) Sosyal çalışma görevlilerinin görevi;
1.     Görevlendirildikleri çocuk hakkında derhâl sosyal inceleme yapmak, hazırladıkları raporları kendilerini görevlendiren merciye sunmak,
2.     Suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında yanında bulunmak,
3.     Çocuk koruma kanun kapsamında mahkemeler ve çocuk hakimleri tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmektir.
4.     İlgililer, sosyal çalışma görevlilerinin çalışmaları sırasında kendilerine yardımcı olmak ve çocuk hakkında istenen bilgileri vermek zorundadır.
5.     Sosyal çalışma görevlilerinin, görevleri sırasında yaptıkları ve hâkim tarafından takdir edilen masrafları Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden ödenir.
 Denetim Altına Alma Kararı
Hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilen, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı onanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen çocuğun denetim altına alınmasına karar verilebilir.
Denetim Görevlisinin Görevlendirilmesi

  • Denetim altına alınan çocukla ilgili olarak denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü tarafından bir denetim görevlisi görevlendirilir. Ancak, korunma ihtiyacı olan çocuklar veya suç tarihinde 12 yaşını bitirmemiş suça sürüklenen çocuklar ile çocuğun aileye teslimi yönünde karar verilmesi hâlinde, bu çocuklar hakkında denetim görevi gözetim esaslarına göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yerine getirilir.
  • Görevlendirme sırasında çocuğun kişisel özellik ve ihtiyaçları dikkate alınır ve çocuğa kolay ulaşabilecek olanlar tercih edilir.
 Denetim Görevlisinin Görevleri

Denetim görevlisinin görevleri şunlardır:
1.    Kararla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesi için çocuğun eğitim, aile, kurum, iş ve sosyal çevreye uyumunu sağlamak üzere onu desteklemek, yardımcı olmak, gerektiğinde önerilerde bulunmak,
2.    Çocuğa eğitim, iş, destek alabileceği kurumlar, hakları ve haklarını kullanma konularında rehberlik etmek,
3.    İhtiyaç duyacağı hizmetlerden yararlanmasında çocuğa yardımcı olmak,
4.    Kaldığı yerleri ve ilişki kurduğu kişileri ziyaret ederek çocuğun içinde yaşadığı şartları, ailesi ve çevresiyle ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu, boş zamanlarını değerlendirme faaliyetlerini yerinde incelemek,
5.    Alınan kararın uygulanmasını, bu uygulamanın sonuçlarını ve çocuk üzerindeki etkilerini izlemek, tâbi tutulduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesini denetlemek,
6.    Çocuğun gelişimi hakkında, üçer aylık sürelerle Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye rapor vermek.
7.    Denetim görevlisi, görevini yerine getirirken gerektiğinde çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse ve öğretmenleriyle işbirliği yapar.
8.    Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse çocuğun devam ettiği okul, işyeri veya çocukla ilgili bilgiye sahip kurumların yetkilileri, denetim görevlisine yardımcı olmak, görevi gereğince istediği bilgileri vermek zorundadırlar.
9.    Çocuğun yakınları denetim görevlisinin yetkilerine müdahale edemezler.
 Denetim Plânı ve Raporu

  • Çocuğa uygulanacak denetimin yöntemi, denetim görevlisince, sosyal incelemeyi yapan uzman veya mahkeme nezdindeki sosyal çalışma görevlisi ile birlikte, görevlendirmeyi takip eden on gün içinde hazırlanacak bir plânla belirlenir.
Denetim plânı hazırlanırken;
1.     Çocuk hakkında alınan tedbirin amacı, niteliği ve süresi,
2.     Çocuğun ihtiyaçları,
3.     Çocuğun içinde bulunduğu tehlike hâlinin ciddiyeti,
4.     Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse tarafından çocuğa verilen desteğin derecesi,
5.     Suça sürüklenmesi sebebiyle tedbir alınmış ise suç teşkil eden fiilin mahiyeti,
6.     Çocuğun görüşü, dikkate alınır.
7.     Denetim plânı, mahkeme veya çocuk hâkimince onaylandıktan sonra derhâl uygulanır.
8.     Denetim görevlisi, kararın uygulama biçimi, çocuk üzerindeki etkileri ile çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimselerin veya kurumların çocuğa karşı sorumluluklarını gereğince yerine getirip getirmedikleri, kararın değiştirilmesini gerektirir bir durum olup olmadığı ve istenen diğer hususlarda her ay, ayrıca talep hâlinde mahkeme veya çocuk hâkimine rapor verir.
 Denetimin Sona Ermesi

  • Denetim, kararda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer. Tedbirden beklenen yararın elde edilmesi hâlinde denetim, sürenin dolmasından önce de kaldırılabilir.
  • Denetim, çocuğun başka bir suçtan dolayı tutuklanması veya cezasının yerine getirilmesine başlanmakla sona erer.
 Sosyal İnceleme ve Denetim Raporları Hakkında Bilgi Edinme
  • Sosyal inceleme raporu ile denetim plânı ve raporunun birer örneğini çocuğun avukatı veya yasal temsilcisi Cumhuriyet savcısından, mahkemeden veya çocuk hâkiminden alabilir.
  • Çocuğa raporun içeriği hakkında bilgi verilir. Ancak, çocuk ve avukatı hariç olmak üzere birinci fıkrada gösterilen kişilerin sosyal inceleme raporu ile denetim plânı ve raporu hakkında bilgi sahibi olmasının çocuğun yararına aykırı olduğuna kanaat getirilirse, bunların incelenmesi kısmen veya tamamen yasaklanabilir.
 Çocuğun Giderleri

Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının giderleri Devletçe ödenir. Ödenecek miktar mahkemece verilecek bir karar ile tespit edilir.
Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çocuğa bakmakla yükümlü olan kimsenin malî durumunun müsait olması hâlinde, Devletçe ödenen meblağın tahsili için ilgililere rücu edilir.
 Bakım ve barınma tedbirlerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulan kolluk hizmetlerinin yerine getirilmesi, çocukların rehabilitasyonu, eğitimi ve diğer bakanlıkların görev alanına giren diğer hususlarla ilgili olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yapılan her türlü yardım ve destek talepleri Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, ilgili diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından geciktirilmeksizin yerine getirilir.
Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu Adalet Bakanlığınca sağlanır.
Yasal zeminde her yurttaş birbirine eşittir. Ancak çocukların korunması ile ilgili özel bir yasa olduğu için, adalet sistemi içerisinde çocuklar, yetişkinler gibi cezalara veya yaptırımlara maruz kalmazlar.
Aynı suçu işleyen bir yetişkin ile bir çocuk, yargının gözünde aynı değerlendirilmez. Birleşmiş Milletlerin de çocuklara yönelik özel koruma kanunları bulunmakta. Yerel kanunlar işin içinden çıkamadığında veya yetersi kaldığında, devreye uluslar arası hukuk kuralları girmektedir.
Çocuk, kanunda 18 yaşını doldurmayan birey şeklinde tanımlanır. Birey fiziksel veya zihinsel olarak daha yetişmiş görünse bile kimliğine göre işlem yapılır. Kimliği ile ilgili ikircikli bir durum vuku bulursa, kemik yaşı tespiti için adli tıbba yönlendirilir. Birleşmiş Milletlerin Çocuk Hakları Sözleşmesine göre, eğer bir davada çocuk varsa davanın tüm seyri çocuğa göre şekillenmek zorundadır. Bu geniş kapsamlı kanuna göre, ülkelerin çocuklarla ilgili oluşturdukları kanunlarda, çocuğu koruyan bir kanun, sadece çocuklara özel mahkemeler, çocukların korunacağı ve barınacağı kurum tanımlanmış olmalı. Bu kanunda çocukların suçtan arındırılması ve korunması temel alınmalıdır. Olası bir suç işleyen çocuk vakasında, çocuğun yaşadığı çevre, eğitimi, aile yapısı ve uyguladığı cürüm birbiriyle eşgüdümlü olarak değerlendirilmelidir. Türk Ceza Kanununda da çocukların yer aldığı davalarda nasıl tanımlanacakları madde madde yer almıştır. Suça sürüklenen çocuk dendiğinde, suçu işlemiş ve bu suçu tespit edilmiş çocuk anlaşılmalıdır. Korunma ihtiyacı olan çocuk dendiğinde çevresi tarafından ihmale veya istismara uğramış, zihnen, manen ve fiziksel olarak korunması gereken çocuk anlaşılmalıdır. Mağdur çocuk dendiğinde kendisine yönelik suç işlenen çocuk anlaşılmalıdır. Bu gibi suçun bir tarafı olan çocuk tanımları dışında bir de suça şahitlik etmiş çocukların tanımlandığı tanık çocuk ibaresi bulunmaktadır.
Çocuk, gelişim psikolojisi literatüründe henüz ergin olmamış birey olarak tanımlandığından, suça karıştığında, çocuk hakkında destekleyici ve koruyucu tedbirler alınmak zorundadır. Mahkemelerin psikologlar aracılığıyla uyguladığı bu tedbirler periyodik halde uygulanmakta ve sonuçları rapor şeklinde, kararı veren mahkemeye sunulmaktadır. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler Kimler İçin Alınır? Koruyucu ve Destekleyici tedbirler suça bulaşma ihtimali olan, suça bir şekilde bulaşmış olan ve risk altında olan çocuklar için alınır. Ailesi suça bulaşmış çocukların da korunmaya ihtiyacı olabilir. Ailesi suç ile içli dışlı olan çocukların korunmasındaki birincil amaç, çocuğun suç kavramı ile tanışmamasını sağlamaktır. Çünkü bilinir ki suç öncelikli olarak çocuğa ailesi ile aktarılmaktadır. Kanunda ceza almayacak olan çocuk tanımında, yaşı 0-12 yaş aralığında olanlar, 12 ile 15 yaşında olup, suç işlese bile, suç kavramının ne olduğunu algılayamayan çocuklar, 15-18 yaşındaki işitme engelli ve dilsiz çocukların anlayamama ve algılayamama nitelikleri yüzünden suç işlense dahi ceza almayacakları bulunmaktadır. Ancak herhangi bir şekilde suça sürüklenmiş çocuk tamamen serbest bırakılmamakta, devlet kontrolünde güvenlik tedbirleri uygulanmakta, bunun yanı sıra eğitim veya danışmanlık tedbirleri kararları da alınabilmektedir. Mahkemelerin tedbir kararlarında birincil amacı çocuğun korunmasıdır. Sağlığını koruyacak tedbir eğer mümkünse aile ortamında uygulanmaktadır. Alınabilecek tedbirler içinde barınma, sağlık, bakım, eğitim ve danışmanlık tedbirleri de ilaveten eklenebilmektedir. Anılan tedbirlerin ne anlama geldiğine bakacak olursak; barınma tedbiri, kalacak yeri olmayan çocukların barınabileceği bir yer bulunmasına yönelik olarak uygulanır. Bu genelde sığınma evleri veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sevgi evleri olmaktadır. Bu yerlerde kalan çocuklar 18 yaşına kadar kalabilmekte, ardından sınavsız devlet memuru olabilme şansı bulmaktadırlar.
Sağlık tedbiri, genelde bağımlı madde kullanan çocuklara yönelik olsa da, herhangi bir sağlık problemi olan veya psikolojik desteğe ihtiyacı olan çocuklara da, ilgili sağlık birimlerinde tedavi alabilecekleri şekilde uygulanmaktadır. Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının koordineli çalışması ile gerçekleştirilir. Bakım tedbiri, ailesi kendisine bakamayacak durumda yoksul, suça bulaşmış veya vefat etmiş olan çocukların, devlete ait yurtlarda kalabilmelerini ve bakıcılar eşliğinde büyümelerini sağlayan tedbirdir. Eğitim tedbiri, suça sürüklenen çocuğun eğitimi yarıda kalmış ise, açık öğretim birimlerinden veya halk eğitim merkezlerinden, mesleğe yönelik eğitim almasını içeren tedbiri ifade eder. Genelde Milli Eğitim Bakanlığı ve İŞKUR ile paralel şekilde uygulanan tedbirdir. Danışmanlık tedbiri ise çocuğun kendisine psikolojik ve pedagojik olarak verilecek eğitimi, ailesine ise çocuğa bakmasıyla ilgili verilecek desteği ifade etmektedir. Tedbir kararını verecek Çocuk Mahkemeleri, Aile Mahkemeleri veya Asliye Hukuk Mahkemeleri, tedbirden önce, çocuk ve sosyal çevresi hakkında detaylı bir Sosyal İnceleme Raporu isteyebilir. Aynı anda birden fazla tedbir kararı alınmış olabilir. Tedbirin uygulanmasını, kararı alan mahkeme sona erdirebilir. Kararda süre belirtilmemişse tedbir uygulanmaya devam edilir.

 

ÇOCUK ADALET SİSTEMİNDE ÇOCUK KORUMA KANUNU VE SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 0

 1983 yılında çıkarılan Sosyal Hizmetler Kanunu’nda Korunmaya ihtiyacı olan Çocuk beden, ruh ve ahlâk gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup,

  1. Ana veya babasız, ana ve babasız,
  2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan,
  3. Ana veya babası veya her ikisi tarafından terkedilen,
  4. Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen, tanımlamıştır. 2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda ana-baba olup olmaması önemli değil önemli olan,
  5. Suça Sürüklenen Çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk
  6. Bedensel, zihinsel, duygusal, ahlaki ve sosyal gelişimi ve kişisel güvenliği tehlikede olan çocuklar
  7. İhmal ve istismar edilmiş çocuklar
  8. Mağdur çocuklar,  Tanık çocuklardır.

5395 ÇKK korunmaya ihtiyacı olan çocuk ve suça sürüklenen çocukları koruma altına almaktadır. Koruma altına aldığı çocuklarda rehabilitasyon sürecini başlatmaktadır. Aslında Çocuk Koruma Kanunu bir rehabilitasyon kanununudur. Çocuklar masumdur, çocuklar suçsuzdur, bunu hem dinimiz söylemekte hem de yasalar söylemektedir. Çocukları suça teşvik eden veya suça düşüren anne- babalardır, sosyal çevresidir veya toplumundur. Asıl cezayı ebeveynlere veya topluma vermek gerekir. Suça sürüklenmiş çocukla ilgili görevi devlet çocuk koruma kanunu 45. maddesinde 4 bakanlığa vermiştir.

ÇKK Madde 45-

(1) Bu Kanunun 5 inci maddesinde yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerden;

  1. a) danışmanlık ve barınma tedbirleri Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve yerel yönetimler,
  2. b) eğitim tedbiri Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı,
  3. c) bakım tedbiri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu,
  4. d) sağlık tedbiri Sağlık Bakanlığı, Tarafından yerine getirilir.

Bu dört bakanlığımız çocuğun ihtiyaç duyduğu yardım ve desteğin en hızlı ve koordineli bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir. İlgili bakanlıklarımız Suça sürüklenen çocukların sağlık ve esenliklerinin sağlanmasını, fiziksel ve ruhsal varlıkların güvence altına alınması ve yeniden korunmaya ihtiyaç içerisine veya suça sürüklenme riski ile karşılaşmalarının önlenmesini amaçlamaktadırlar. Bu amacın doğal bir sonucu olarak çocuğa bu hizmetleri sunan kurumların eşgüdüm içinde hareket etmesi ve bu hizmetlerin tek bir merkezden izlenmesi zorunluluğu doğmuştur.

Suça sürüklenen çocuk; kanunda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu ifade eder. Bireyi suça iten faktörler araştırıldığında, çocuk suçluluğunun yetişkin suçluluğundan farklı olduğu anlaşılmıştır. Çocuk adalet sisteminin hedefi, çocuğa sorumluluk bilinci kazandırmak onu bedensel, zihinsel ve toplumsal beceriler bakımından yetişmiş bir insan haline getirmek, toplumla bütünleşmesini sağlamaktır.

Çocuk mahkemeleri, suç işlediği tespit edilen çocukları ceza evine gönderen kurumlar değil, suç işlemek suretiyle davranış bozuklukları gösteren çocuklar hakkında tıp, sosyoloji, psikoloji bilimlerinin verilerinden yararlanarak çocuğun davranış bozukluğuna neden olan etmenleri inceleyen, yeniden eğitilmesi konusunda gereken önlemleri belirleyen kurumlardır. Çocuğun bazı durumlarda ‘’son çare’ olarak özgürlüğünü bağlayıcı tedbirler almak da eğitim bakımından gerekli olabilmektedir.

Çocukları suça sürükleyen nedenler:

  1. Çocuğun kendisinden kaynaklanan yetersizlikler,
  2. Hızlı kentleşme ve ulusal göç,
  3. Yoksulluk, işsizlik,
  4. Aile sorunları, ilgi ve sevgi eksikliği,
  5. İhmal ve istismara uğrama,
  6. Yetersiz ve kalitesiz eğitim,

Çocuk Adalet Sisteminde Uluslararası Kurallar:

BM çocuk adalet sistemini ve ilgili konuları ilkelerle ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Fikir birliği bulunan temel noktalar şunlardır.

  1. Devletler çocukların suça yönelmelerini önleyici tedbirler almalıdır.
  2. Çocuklara yönelik özel bir adalet sistemi oluşturulmalıdır.
  3. Çocuklar cezalandırılmamalı, fakat yasalara aykırı davrandıklarında tepki gösterilmelidir.
  4. Yargılama sürecindeki çocuklar mümkün olduğunca tutuklanmamalıdırlar.

 

Türkiye’de çocuk adalet sistemi:

  1. Türk ceza kanunu
  2. Ceza muhakemesi kanunu
  3. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun
  4. Çocuk koruma kanunu

Çocukların ceza hukuku karşısında sorumluluklarını düzenleyen maddeler içermektedir.

Türk Ceza Kanununa Göre Çocukların Ceza Sorumluluğu, 3 döneme ayrılmıştır.

  1. 12 yaşını doldurmamış olanlar

12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumlulukları yoktur. Bu çocuklar hakkında ceza kovuşturması yapılamaz ancak çocuklara karşı eğitici ve koruyucu nitelikte güvenlik tedbirleri uygulanır. Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olan sağır ve dilsiz çocuklara 12 yaşını doldurmamış çocuklara ilişkin hükümler uygulanır.

  1. 12 yaşını doldurmuş ama 15 yaşını doldurmamış olanlar

Bu gruptaki çocuklar işledikleri fiilin anlamını ve sorumluluğunu kavrayamayacak durumdaysalar ceza sorumlulukları yoktur. Şayet fiilin sorumluluğunu algılayabilecek kapasitede ve davranışlarını yönlendirecek olgunlukta iseler ceza sorumlulukları bulunmaktadır. Bu yaş grubundaki çocuklara indirimli cezalar uygulanır. Bu gruptaki çocuklara dair hükümler, 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz çocuklara da uygulanır.

  1. 15 yaşını doldurmuş ama 18 yaşını doldurmamış olanlar.

Bu grup da olan çocuklar isnat yeteneği tam olarak kabul edilmekte ama henüz ergin olmadıkları için cezalarda indirim yapılması öngörülmektedir. Bu gruptaki çocuklar işledikleri fiilin hukuki sonuçlarını ve anlamlarını kavrayabilecek durumda oldukları halde davranışlarını yönetebilmeleri konusunda çocukların eksik olduğunun kabul etmektedir.

Çocuk Koruma Kanunu’na göre suça sürüklenen çocukların yargılanmasında temel ilkeler,

Temel ilkeler Madde 4-

(1) Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla;

  1. a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması,
  2. b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi,
  3. c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması,
  4. d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması,
  5. e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları,
  6. f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi,
  7. g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi,
  8. i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması,
  9. j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması, k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları,
  10. l) Çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması,

 

 

Çocukları yargılayan kurumlar:

  1. Çocuk mahkemeleri
  2. Çocuk ağır ceza mahkemeleri

Ceza sorumluluğu olmayan çocuklara uygulanacak güvenlik tedbirleri

Bu tedbirlerin neler olduğu ile ilgili TCK, Çocuk Kanunu’na atıf yapar. Güvenlik tedbirleri, suça sürüklenen çocukların eğitilerek, suç işlemekten alıkonulması ve korunmasını hedeflemektedir.

Tedbirler amacına ulaşmış olsun veya olmasın 18 yaşını doldurmasıyla sona ermektedir, ancak eğitim tedbiri çocuğun rızasının alınmasıyla devam edebilir. Koruma tedbirleri ile güvenlik tedbirleri arasında bir ayrım yapılmamıştır. Yani çocuk ister bir suça karışmış olsun, ister korunmaya ihtiyaç içinde olsun, aynı tedbirler uygulanmaktadır. Bunlar danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, barınma tedbirleridir. Ceza sorumluluğu olan çocuklara güvenlik tedbiri değil indirimli cezalar uygulanmaktadır.

Suça sürüklenen çocuklar hakkında özel koruma tedbirleri

  1. Yakalama gözaltına alınan çocuklar kolluğun çocuk biriminde, böyle bir birim yoksa yetişkinlerden ayrı yerde tutulurlar. 0-12 grubuna giren çocuklar suçüstü halinde yakalanamaz ve suçun tespitinden kullanılamazlar, çünkü bunlara suç isnat edilemez. Fakat kimlik tespiti amacıyla yakalamak mümkündür. Kimlikleri tespit edildikten sonra derhal karar verecek merci önüne çıkartılır. 12-15 yaş grubu çocuklara suçüstü yakalanması yapılabilir.
  2. Tutuklama ve adli kontrol: ÇKK’ nda çocukların tutuklanmasına ilişkin hüküm yoktur. Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde CMK uygulanır. ‘Tutuklama kararı, kuvvetli bir suç şüphesini gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması halinde verilebilir.’(M.100/1) ÇKK’nu, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınır 5 yılı aşmayan hapis cezası gerektiren fiillerden dolayı tutuklama yasağı koymuştur. 15 yaşını dolduran çocuklar ise genel hükümler uygulanır. Yani bu çocuklar hakkında tutuklama, gözaltına alma ve yakalama hakkında yetişkinlere özgü kurallar uygulanmaktadır. Ancak ne olursa olsun önce adli kontrol tedbiri uygulanmış ve sonuç alınmamış olması gerekmektedir. Tutulama çocuklar için son çaredir.

Çocuk mahkemelerinde uygulanacak usul kuralları,

  1. Soruşturma: çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat yapılır. Savcı, soruşturma sırasında gerekli gördüğü takdirde çocuk hakkında koruyucu destekleyici tedbirlerin uygulanmasını hâkimden isteyebilir. Ayrıca, ifadenin alınması ve diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulunmasını isteyebilir. Soruşturma sonucunda çocuğun suçu işlediğine dair kanıt bulunmazsa ya da çocuk 12 yaşın altındaysa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
  2. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi: Hâkim önüne çıkarılmanın olumsuz psikolojik etkileri vardır. Şüpheli daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamışsa, kamu davasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaati verilmişse, bu durum kamu açısından da daha yararlı olacağı kanaati varsa ve mağdur veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi veya aynen tazmini mümkünse, bu durumların birlikte gerçekleşmesi durumunda kamu davası açılmasının ertelenmesine karar verilir. Çocuk 3 yıl içinde kasıtlı suç işlemezse ertelenen davaya dair kovuşturmaya gerek olmadığına hükmedilir. Erteleme süresi içinde çocuğun denetim altında bulundurulmasına karar verilebilir.
  3. Kovuşturma: İddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreyi ifade eder. İddianamenin kabulünde kovuşturma süresi başlamış olur. Çocuklara ait duruşmalar gizli yapılır. Mahkeme sorgusu esnasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulur ve avukat olmadan çocuğun soruşturma esasında ifadesinin alınması mümkün değildir.
  4. Sosyal inceleme: Çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarını ve yaptırımlarını anlama ve muhakeme edebilme yeteneği olup olmadığı araştırılarak çocuğun bireysel özellikleri ve sosyal çevresini gösteren inceleme raporu hazırlanır. Derhal tedbir alınmasının gerekli olduğu durumlarda sosyal inceleme sonrasından da yaptırılabilir. Suça sürüklenen çocuklarda ceza hukuku yaptırımları ile değil, koruma ve yardım hukuku ile yaklaşılması gerekliliğinin bir sonucudur.
  5. ÇOCUK ADALET SİSTEMİNDE ÇOCUK KORUMA KANUNU VE SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK

Erken Uyarı Modeli

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 1

Çocuklar ülkelerin güvencesi, geleceğin mimarlarıdır. Ülkelerin gelişmişliği artık ekonomilerinin güçlü ve zengin olmasıyla ifade edilmemektedir. Aynı zamanda mutlu birey ve güçlü aile yapısı ile müreffeh bir toplum hedefinede sahip olmalıdır Müreffeh toplumların temel unsurlarından biride çocuğa verilen değer çocuğa verilen önemdir. Bu değer ve önemin en önemli göstergesi ise çocuğun risk faktörlerinden korunması ve çocukların fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlamalarıdır. Çocukların sağlıklı gelişiminde aile ve okul başta olmak üzere tüm kuruluş ve yetişkin bireylerin rolleri ve sorumlulukları vardır.Çocukların olumsuz gelişiminde, geleneksel aile yapısında değişiklikler, çekirdek aile yapısında ki değişimler, hızlı kentleşmeler, sosyal desteğin azalması, ebeveynlerde çocuk yetiştirme konusunda ki eğitim eksiklikleri, aile içi iletişim yetersizlikleri, çalışma yaşamında ve ekonomik olumsuzluklar çocukların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Aynı zamanda küreselleşme olgusu ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması her ne kadar çocukların gelişimine katkıları olduğu gibi çocukların sosyal ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilemekte ve olası risk faktörlerini beraberinde getirmektedirler. Kültürler arası çatışmaya neden olmaktadır. Yasal, sosyal ve etik olarak tüm kurum ve bireylerin çocukların yetiştirilmesinde görev ve sorumluluklarını yerine getirilmesi gerekmektedir. Çocuklarımızı gelecege hazırlarken toplumumuzun fikir sistemine, inanç sistemine, geleneklerine ve ahlaksal değerlerine göre yetiştirmeliyiz ve çocukları yetiştirirken gelişimlerini tehtit eden veya edebilecek ortamlardan korumak bakım,sağlık, barunma gibi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çocuğa, ailesine ve sosyal çevresine sosyal, ekonomik,tıbbi,hukuki müdahaleleri gerçekleştirmek için Çocuk Koruma Alanında Erken Uyarı Mekanizmasının kurularak işlevini güçlendirmek gereklidir. Çocuk Koruma Alanında sadece korunmaya ihtiyaç içinde veya suşça sürüklenmiş çocuklar değil tüm çocukların yaşamlarındaki risklerin gercekleşmesine neden olan koşulların tespit edilerek yok edilmesi gerekmektedir. Çocuk Koruma Kanunu uygulaması iki bölümde işev yapmaktadır. 1.Temel uygulama alanı 2, Kurumlar arası koordinasyondur. Temel Uygulama Alanı iki bölümde işlev yapmaktadır. a) Erken Uyarı Alanı b) Müdahale Alanı Erken Uyarı Alanı Proaktif bir alan olup olayların gercekleşmeden yok edilmesidir. Müdahale alanı reaktif bir alandır.Olayların gercekleştikten sonraki rehabilitasyon alanıdır.

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLAR VE AİLELERİNE YÖNELİK YAPILMASI GEREKENLER

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 0

        Özellikle son yıllar içerisinde gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun olmak üzere güç koşullar altındaki çocuklar ya da  risk altındaki çocuklar tanımlamasına uyan çocukların sayısı artmaktadır.         
  Bu çocukların risk altında olarak değerlendirilmelerinde birinci etken, çocukluk dönemlerinde yaşlarına uygun olmayan, tehlike ve riskleri içeren bir yaşam içerisinde olmalarıdır. Oyun çağındaki çocuğun oyun oynaması, okul çağındaki çocuğun okula gitmesi gerekirken bu çocukların yaşamlarını başka şekilde tehlikeli ve gelişimlerini engelleyen boyutlarda sürdürdükleri görülmektedir.
 
     Risk altındaki çocuklar dediğimizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup olduğu görülmektedir. Bunlar: 
1- Sokak çocukları,  2- Suça itilen çocuklar,    3- Çalışan çocuklar ve
4- İstismara maruz kalan çocuklar. Son yıllarda sayıları sürekli artan mülteci çocukları da bu kategoride değerlendirmek gerekmektedir.
 
     Bu grupları değerlendirdiğimizde;
 1-Grupların birbirinden bağımsız olmadığı tam tersine iç içe geçmiş olmalarıdır.
 
 2-Sayısal olarak bakıldığında asıl büyüyen tehlike sokakta yaşayan çocuklar değil, sokakta çalışan çocuklardır. Sokakta çalışan çocuklar, çocukluğunu yaşamamakta, evden kopmakta ve hızla kötü alışkanlıklara doğru yönlenmektedir.                         
 NEDENLERİ
Çocuklar sadece  bazı toplumsal durumlarda (eğitimsiz/yoksul aile gibi) değil, toplumun genelinde risklere açık olarak yaşamaktadır.
 
1. Devletin çocuğa bakış açısı ve çocuklara yönelik yükümlülüklerini yerine getirirken izlediği politikaların aşağıda sıralanan sonuçları çocuklara yönelik riskin ana zemini oluşturmaktadır:
 
• Devletin, çocuğu yurttaş olarak hak sahibi bir birey konumunda  görmeyip onunla sadece korunmaya muhtaç olduğu noktadan ilişki kuran bir sistemi benimsemiş olması; riskleri önceden gören ve önlemeye yönelik çalışan bir sistemin olmaması,
• Çocuğun gereksinimi olan ortamların   desteklenmemesi, risklere karşı olumluyu özendiren ya da ortaya koyan ortamların ve mekanizmaların olmaması,
• Hizmetlerin ve kaynakların planlanmasında bütün çocukların gelişim ve topluma katılımlarına yönelik gereksinimlerinin öncelikli olarak dikkate alınmaması ve bu ortamların (hamilelikten itibaren izleme ve destekleme hizmetleri, anne baba okulları, okul öncesi eğitim hizmetleri, okul saatleri sonrası sosyal kültürel merkezler, parklar, oyun ve spor alanları, yetenek ve becerilerini geliştirme merkezleri) yeterince olmaması,
• Tüm çocukların gelişim ve topluma katılım sürecindeki gereksinimleri dikkate alan bir çocuk politikası olmaması,
• Özgürlükçü – eşitlikçi olmayan; otoriter, baskıcı ve sorgulatmayan yöntemleri tercih eden ve çocuk gerçeğini görmezden gelen eğitim politikaları ve eğitim sistemine bağlı  olarak eğitim kurumlarının ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte olmaması, 
• Sosyal  yardım sisteminin hak temelli örgütlenmemiş olması,
• Çocuğun korunma ihtiyacını gidermeye yönelik olarak kurum bakımının yaygın olarak kullanılması, aile ve aile tipi bakımı güçlendirecek hizmetlerin yeterince varolmaması,
• Çocukların bir arada yaşadıkları kurumlarda, birlikte bulundukları okul gibi ortamların çocuklara yönelik riskleri fark edecek ve önleyecek biçimde tasarlanmamış olması,
• Çocuklara yönelik hizmetlerde çalışan personele riskleri erken fark etme ve etkili müdahale etme becerilerini geliştirecek desteklerin ve özlük haklarının yeterince sağlanmaması.
 
2. Toplumsal sorunlar en çok çocukları olumsuz etkilerken, bazı toplumsal değerler  ya da kurumlar da çocuklar için riskli olabilmektedir:
 
• Sosyo – ekonomik güçlüklerin yarattığı riskler ve risk ortamları: işsizlik, savaş, göç/mültecilik, azınlık gruplarına mensup olmak gibi yapısal eşitsizlikler,
• Şiddetin meşrulaştırılması ve olağanlaştırılması; çocuğun içine doğduğu veya ait olduğu sosyal çevrenin istismar edici nitelikteki yapıları, onları bedensel ve ruhsal  olarak yaralayıcı cezalandırma, öldürme hakkı veren töreler ve bunu destekleyen özlü sözler ile pekiştirilen  kültürel normları ve çocukla ilgili geleneksel düşünme biçimleri, yetiştirme tutumları,
• Toplumsal değerleri çarpıtan, cinsellik ve şiddet görüntüleri içeren, çocukları tüketimin hedef kitlesi haline getiren ve cinsel yönden objeleştiren, bunun yanında topluma yönelik tehdit gibi gösterip önyargılar oluşturan yazılı ve görsel yayınlar.
 
3. Çocuğu bakıp, gözetmek, hayata hazırlamak yükümlülüğünü temelde aile taşırken bu yükümlülüğü desteklemesi ve kolaylaştırması gereken devletin bunu değerlendirmekte ve yerine getirmekte yetersiz kalması (çocuklara ve ailelerine yönelik sosyal destek sisteminin yetersiz olması) aşağıdaki durumları çocuklara yönelik risk faktörleri haline getirmektedir:
 
• Aile içi şiddet ve geçimsizlik, iletişimsizlik, yetersiz ebevyn tutumları, ebeveyn-çocuk arasındaki bağlanma bozuklukları,
• Anne ya da baba ölümleri, terkleri, boşanmalar, üveylik ve evlatlık durumları,
• İstenmeyen gebelik, gayri meşruluk,
• Sık ve erken doğum,
• Ergenlik çağında (20 yaş altı) anne – babalık
• Ailede ruhsal ya da bedensel süreğen hastalıklı veya engelli bireylerin  olması,
• Ailede alkol ve madde bağımlısı bireylerin olması,
• Çocuklarda görülen gelişimsel, ruhsal bozukluklar ve engellilik durumları.
 
ANNE VE BABALARA YÖNELİK ÇALIŞMALAR
 
Genel Olarak
 
1. Ebeveynlerin geleneksel çocuk eğitimi tarzlarının değiştirilmesi, 
Bunun için ebeveynin etkin olması için; 
a-) Her birey farklı yaratılmıştır, 
b-) Çocuğu dinlemek, 
c-)Ona zaman ayırmak, 
d-) Net ve açık olmak, 
e-) İyi model olmak, 
f-) Pozitif disiplin kurallarını uygulamak, konularında eğitilmesi gerekmektedir. 
 
2. Ergenlik dönemindeki çocuklar ile ilgili ebeveynler; 
a-) Bu konuda bilgilenmeleri, 
b-) Kendi gençliklerini hatırlamaları, 
c-) Onları dinlemeleri, 
d-) Olumlu davranışları takdir ederken, olumsuz davranışlarla yüzleşmelerini sağlamaları, 
f-) Haklar ve özgürlükler konusunda genel kurallar ve pazarlık yapılmayacak konular önceden belirlenip kararlı olmaları, birlikte kuralları koymaları, 
g-) Büyüdüğünü hissetmesi için görev ve sorumluluklar verilmesi, 
h-) Onu iyi tanıyın ki, herhangi bir sorun karşısında yardımcı olabilmeleri, 
ı-) Endişe verici sebepler (İçe çekilme, arkadaşlardan ve aileden  uzaklaşma-ilgi alanlarını kaybetme veya değiştirme-Aniden değişik gruplarla olma-davranışlarda olumsuz olarak değişikliklerin görülmesi- okul başarısında sert düşüşlerin olması gibi) konularında bilgilendirilmesi gerekmektedir. 
 
3. Alkol ve Madde Kullanımı 
a-) Belli bir mesafeden izlenmelidir, ama dedektiflik yapılmamalıdır, 
b-) Güven verilmelidir, 
c-) İyi örneklere özendirilmelidir, 
d-) Kesin delil olmadan ön yargılı davranılmamalıdır, 
e-) Sakin anlarda iletişim kurulmalıdır, 
f-) Ne olursa olsun iletişimin koparılmamalıdır,, 
g-) Okulla irtibatın kesilmemelidir, 
h-) Arkadaşlarının iyi tanınmalıdır, 
 
4. Kriz anlarında sorunlarla baş edebilmesi için ailelerin yeterli destek ve bilgilere sahip olması sağlanmalıdır. (Boşanma, ölüm ve ayrılık çocuklar için kriz dönemleridir.)  
a-) Ölüm gerçeği bilimsel ve dinsel olarak açıklanmalıdır,
b-) Boşanma durumlarında gerekçeleriyle açıklanmalı ve çocuğun duyguları da ifade ettirilmelidir, yeni düzenin süratle kurulmalı ve çocuk taraf yapılmamalıdır.
 
Bu bilgi ve davranışların kazanılması için ailelerin; okul imkanları ile eğitilmesi ya da çevre üniversitelerden uzman kişiler tarafından seminerler ve konferansların verilmesi, sorun yaşayan ailelerin «özel eğitim» alması, sağlanmalıdır. 
 
YAPILMASI GEREKENLER
Çocuklara yönelik riskleri fark etme ve önlemeye yönelik olarak, ailenin çocuğa koruyucu bir ortam sunabilmesi için yapılması gerekenler:
 
1. Aileye, içinde bulunduğu sosyo – ekonomik güçlükleri gidermeye yönelik hak temelli ve düzenli hizmetlerin sunulması, 
2. Aile içerisinde çocuğun ayrı bir birey olduğu bilincini oluşturacak çalışmaların düzenli olarak yürütülmesi,
3. Çocuk korunmaya muhtaç hale gelmeden, çocuğa yönelik riski önceden fark edebilmek amacıyla aileyi düzenli izleyen birimleri barındıran ve aileye yönelik destekleyici hizmetleri organize eden işlevsel merkezlerin kurulması,
4. Evlilik öncesi eşler arası iletişimi ve problem çözme becerilerini destekleyici ve anne baba olma, çocuk yetiştirme ile ilgili bilgilendirici çalışmaların yapılmasını sağlayacak danışmanlık hizmetlerinin organize edilmesi ve bu hizmetlerin bütün nüfusa yönelik olarak uygulanması,
5. Aile üyelerine yönelik ihmal ve istismar konusunda farkındalık kazanmaları sağlayıcı eğitimler yapılması,
6. Sözlü ve yazılı basının anne – baba olma, çocuk yetiştirme gibi konularda aileye yönelik mesajlar içeren çalışmalar yapmaya teşvik edilmesi, 
7. Gerek devlet tarafından desteklenen, gerekse STK’lar tarafından düzenlenen aileye dönük çalışmaların güçlendirilmesi ve bu konuda daha organize bir yaklaşım izleyerek bu çalışmaları tanıtıcı faaliyetlere kaynak ayrılması, Eğitim süreci içerisinde çocuğu izleme ve takip etme, aileyle iletişim kurabilme olanaklarının güçlendirilmesi ve bu olanakları kullanan öğretmenlere ve okulda görevli psikolojik danışmanlara ihmal ve istismar ile ilgili hizmet içi eğitimlerin düzenli olarak verilmesi,
8. Okul ortamı içerisinde, akademik, sosyal ve duygusal yönden problem yaşayan çocukların takip edilmesini, ortaya çıkabilecek risk durumlarını önceden fark edebilmeyi ve aileleri ile iletişime geçerek önlemeye yönelik tedbir almayı hedefleyen bir sistem kurulması,
9. Okul öncesi dönemden başlayarak uygun eğitimsel, psikolojik ve tıbbi tekniklerle çocuklara yönelik ruh sağlığı dahil olmak üzere sağlık taramalarının yapılması,
10. Aile planlamasının önemsemesi ve bu konuda daha işlevsel bir sistem kurulması,
 
 EĞİTİM HİZMETLERİNDE YAPILMASI GEREKENLER
1. Mevcut olanakların daha etkili kullanılmasını sağlamak için yapılması gerekenler
 
Olanaklar kısmında sayılan eğitim sisteminin öğeleri, sistem çocukları ihmal ve istismardan koruma yaklaşımı içinde yapılanmadığı için, bu konuda etkili olamamaktadırlar. Eğitim sisteminin çocuğa yönelik riskleri erken fark eden ve önleyebilen niteliğe sahip olabilmesi için sunulan hizmete bu boyutun eklenmesi gerekmektedir. Aşağıda bu amaçla yapılması gerekenler yer almaktadır.
 
Milli Eğitim Bakanlığı:
a. Bakanlık sadece eğitim/öğretimden sorumlu değil, çocukları ihmal ve istismardan korumak ile de yükümlüdür.
b. Müfredatta ve eğitim materyallerinde değişiklikler yapılmalı; cinsel ve benzeri ayrımcılık içeren içerikler değiştirilmeli, barış eğitimi, etik gibi konular yaşlara uygun şekilde müfredata alınmalıdır.
c. Sisteme dair geliştirilecek ve uygulanacak reformlar öğretmenleri destekleyecek şekilde düşünülmelidir.
 
Okul İdareleri:
a. Öncelikle çocukları ihmal ve istismardan korumayı ilke edinmiş bir idari yapı gelişmelidir. Bu konuda gerekli eğitimlere tüm çalışanların katılması sağlamalıdır.
b. Bir risk durumu ortaya çıktığında bunu fark eden öğretmen/PDR uzmanı ya da personelin ivedi olarak “önerilen yapıya”  başvurması kolaylaştırmalı, bürokratik engeller ya da okulun itibarına yönelik kaygılar ortadan kaldırılmalıdır.
c. Okulun her türlü uygulamasında varolan ayrımcılıklar ortadan kaldırılmalıdır.
d. Öğrencilerden katkı payı alınmamalıdır.
e. Okulun kendi içinde varolabilecek ihmal ve istismar durumlarına fark etmeye ve bunları bertaraf etmeye yönelik olarak etkili bir tutum sergilenmelidir. Böyle durumlar baş gösterdiğinde sağlıklı çözümlerle yaklaşılmalıdır.
 
Öğretmenler:
a. Öğretmenlere, öğrenci ve ailelerinden envanter ya da aile görüşmeleri çerçevesinde aldıkları bilgilere risk durumlarını araştıran tarzda yaklaşmalarını sağlayıcı bir donanım verilmelidir. Çocukları ihmal ve istismardan korumaya yönelik eğitimlerle desteklenmeliler.
b. Öğretmen-PDR uzmanı işbirliği daha da güçlendirilmeli ve etkinliği arttırılmalıdır.
c. Risk durumları ortaya çıktığında öğretmenlerin ne yapabilecekleri, aile ve öğrenciyi kimlere yönlendirebilecekleri önceden açık ve net olarak bilinmelidir.
 
PDR:
a. Sayıları arttırılmalıdır.
b. Çocukları ihmal ve istismardan korumak üzere daha etkin bir durumda çalışabilmeleri için özellikle bu konuda idare ve öğretmenlerle işbirlikleri arttırılarak çalışmaları desteklenmelidir.
c. Çocukları ihmal ve istismardan korumak için gerekli yetkinlik sağlayan eğitimlerle desteklenmelidirler.
d. Aileleri yönlendirebilecekleri kurumlarla işbirlikleri (Toplum merkezleri gibi) arttırılmalıdır.
 
Okul – RAM işbirliği:
a. Çocukların RAM’a yönlendirilmesi okul müdür tarafından değil, aile – çocuk – rehber öğretmen işbirliği ile gerçekleştirilmelidir.
b. RAM’a yönlendirilen çocuğun okulun sorunu gibi gösterilmemesini sağlayacak bir sistem oluşturulmalıdır.
c. PDR uzmanları okul müdürlerine değil, RAM’lara idari olarak bağlı çalışmalıdır.
 
Okul aile birlikleri:
a. Okul aile birlikleri, okullarında özellikle ihmal ve istismara yönelik durumları takip eden, bu açıdan denetleyici bir rol alabilirler. Okul içinde yaşanan ihmal ve istismarları izleyebilecek ek bir yapı görevi görebilirler.
 
E-kayıt sistemi:
a. Özellikle okula devamsızlık yapmaya başlayan çocukların takibinde daha etkin olarak kullanılmalıdır.
 
2. Etkili bir mekanizmanın kurulması için yapılması gerekenler
 
Çocuklara yönelik riskleri erken fark eden ve bunları bertaraf etmeye yönelik olarak çalışan bir yaklaşımın sisteme dönüşmesi için, varolan olanakların güçlendirilmesine yönelik yukarıda yer alan önerilerin yanında henüz hiç bulunmayan ve yapılandırılması gereken bir sisteme dair de yapılması gerekenler bulunmaktadır.
 
a. Yerel düzeyde hizmet sunan, izlemeden sorumlu birimlerin oluşturulması:Çocuklara yönelik risklerin erken fark edilebilmesi ve bertaraf edilebilmesi için yerelde bir izleme mekanizması kurulması elzemdir. Bu mekanizma;
• Yerelleşmiş olmalı ama merkezi denetimi/standardı bulunmalı
• İhmal/istismar riskini fark etme ve önleme/koruma konusunda birincil sorumluluğa sahip olmalı
• Risk fark edildiğinde bu merkeze bildirilmeli ve bu merkez devreye girmelidir.
• Bu merkez okul/eğitim sistemiyle yakından çalışmalıdır.
• Okullarda sosyal hizmet uzmanları bulundurulmalıdır.
 
b. Önerilen işbirlikleri: Aynı zamanda çocukların korunmasından sorumlu kişi ve kurumlar arasında etkili işbirlikleri geliştirilmelidir. 
 
• Okul – yerelleşmiş  sosyal hizmetler:Okullar ile yerelleşmiş sosyal hizmetler arasındaki işbirlikleri oluşturulması gereken en önemli ilişkilerdendir. Yerel sosyal hizmet birimleri / toplum merkezleri üstünden aileler/çocuklar hakkındaki sağlıklı bilgilerin PDR ve sınıf öğretmenlerine aktarılmasının sağlanması ve sorun olduğunda hem okul hem de sosyal hizmet birimlerinin izlemesi ve hizmet sunması çok önemlidir.
 
• Okul-SH-Muhtar: Muhtarlar çocukları koruma ağının bir parçası olmalıdır.
 
• Okul-SH-Mahalledeki spor kulüpleri:Çeşitli mahallelerde bir çok altyapısı olan spor kulüpleri bulunmaktadır. Bu kulüplerle yapılacak işbirliği çerçevesinde bu kulüplerin faaliyetlerinden çocukların yararlanması sağlanabilir. Aynı zamanda çocukların güvenli bilgisayar erişimi için koruma filtreleri iyi çalışan bilgisayar sistemleri belediye tarafından bu kulüplere verilebilir. Bu öneri özellikle çocukların zamanlarını internet kafelerde geçirmelerinden kaynaklanan riskleri bertaraf etmek için çok önemlidir. Aynı zamanda çocuğun antrenör gibi bir yetişkinle geçireceği zaman da iyi modellerin/ilişkilerin varlığı bakımından da çok destekleyici olabilir.
 
• Okul-SHÇEK-üniversite ilgili bölüm öğrencileri:Psikoloji, sosyoloji, PDR, okul öncesi eğitim ve öğretim fakülteleri öğrencileri, belli bir eğitim ve gözetmenlik çerçevesinde okullarda sınıf öğretmenlerine ve PDR’ye destek verebilir. Çocuklara yönelik daha fazla koruyucu/önleyici programların sunulmasına destek olabilirler.
 
• Okul-SH-Baro:Baronun sunduğu ücretsiz hukuki yardım daha iyi bilinmeli ve tanıtılmalıdır.
 
• Yaygın eğitim-örgün eğitim ilişkisi:Birbirini destekleyecek bu sistemlerin daha koordineli çalışmaları sağlanmalıdır.
 
• Okul-atölye-işyerleri denetlenmesi:Eğitim amaçlı da olsa çocukların çalıştığı yerler düzenli olarak denetlenmelidir.
 
SAĞLIK HİZMETLERİNDE YAPILMASI GEREKENLER
 
Sağlık hizmetinin yaygınlığının düzeyine rağmen risk analizi sonucu doğru yönetilen olgu sayısı yok denecek kadar az olması, sağlık sektörünün riskleri erken fark eden ve önleyen bir sistemin parçası olması için yapılması gereken pek çok şey bulunduğunu ortaya koymaktadır.
 
1. Sağlık personelinin risk belirleme sürecinde yer alması sağlanmalıdır.
 
2. Toplumda sağlık sisteminden yararlanamayan önemli bir nüfusun var olduğu ve bu grubun risk altında olduğu dikkate alınarak, bazı kişilerin sistem dışında kalmasına neden olan faktörler tespit edilmeli, bu faktörleri ortadan kaldırarak sağlık hizmetleri herkesin kolaylıkla yararlanabileceği biçimde yapılandırılmalıdır.
 
3. Genel Sağlık Sigortasının tüm nüfusun sağlık hizmetlerinden yararlanmasını zorlaştırıcı kuralları değiştirilmelidir.
 
4. Öğretmenlerin sağlık hizmetleri ve çalışanları ile koordinasyonu sağlanmalıdır.
 
5. Sağlık hizmeti sunan birimlerin, toplum hizmetleri ile bağlantısı güçlendirilmelidir.
 
6. Ana – Çocuk sağlığı merkezleri ve sağlık ocaklarının riskleri erken fark etme ve önleme mekanizmasındaki rolleri açıkça tarif edilmeli ve bu birimlerin personeli bu konuda eğitilmelidir.
 
7. Ruhsal durum muayenesi ve tedavisi yapacak birimler niteliksel ve niceliksel açıdan yeterli hale getirilmelidir.
 
8. Bulaşıcı hastalıklardan korumaya yönelik hizmetlerin risk altındaki bütün çocuklara da ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır.
 
9. Şiddetle ilgili düzenli bir veri toplama ve takip sistemi oluşturulmalıdır.
 
10. Sağlık hizmetlerinde önleme amaçlı toplanan verinin, sosyal hizmetler ile ortak kullanımını sağlayacak bir mekanizma oluşturulmalıdır.
 
11. İstismar vakalarında başvurulabilecek, bu alanda uzmanların çalıştığı merkezler oluşturulmalı.
 
12. Bu alanda çalışanların eğitimlerinde çocuk koruma konusunda bir müfredat birlikteliği sağlanmalı.
 
SOSYAL HİZMETLERDE YAPILMASI GEREKENLER
 
1. Kurumlar arasında görev dağılımı konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle sokakta çalışan/yaşayan çocuklar alanı konusunda kurumlar arasında ciddi görev çakışmalarınsan kaynaklanan sorunlar bulunmaktadır. Bunun giderilmesi için;
 
a. Kurumların ve bu alanda çalışan meslek elemanlarının görev ve rolleri ile yetkileri açıkça tarif edilmelidir.
 
b. Kurumlar arasında koordinasyonun nasıl sağlanacağı belirlenmelidir.
 
2. Kolluğun çocuk birimine  gelen özellikle travma mağduru çocukların  kalabileceği bir bakım ünitesinin olmaması nedeniyle bu çocuklar kolluğun birimlerinde kalmakta, sosyal hizmetlerin devreye girmesi gecikmektedir.  Travma mağduru çocukların hemen kabul edilebilecekleri sosyal hizmet kuruluşları oluşturulmalıdır.
 
3. Genel olarak da bütün Polise gelen çocukların hemen sosyal hizmetlere teslim edilebileceği bir birimin olmaması çocukla ilgili risklere müdahale edilmesini geciktirmekte veya çocuğun süreç içerisinde istismarına neden olmaktadır. 24 saat hizmet verecek bir birim kurulmalı, bu birimde uygun meslek elemanları görevlendirilmeli ve bakım ünitesinin olması sağlanmalıdır.
 
4. Sosyal hizmetler kuruluşlarının yetersiz ve dağınık olması müdahalenin hızlı bir biçimde yapılmasını engellemektedir. İhmal ve istismar ile ilgili önleme ve korumaya yönelik çalışma yapacak kuruluşların yaygın ve kolay ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.
 
5. Çocukların dahil oldukları davaların  sona ermesinde sonra bu çocuklara yönelik sosyal hizmetlere dayalı bir izleme mekanizmasının kurulmamış olması nedeniyle, istismara uğramış ve travma yaşayan çocukların izlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu konudan sorumlu bir sosyal hizmet birimi oluşturulmalıdır.
 
6. Yerelde sosyal hizmetlerin örgütlenmemiş olması. Yerelde sosyal hizmet örgütlerinin oluşması çok önemlidir. İzleme ve müdahalenin mümkün olduğunca yerel düzeyde yapılması gerekmektedir.  Bu birim izleme ve önlemeye yönelik özellikleri aşağıdaki gibi olmalıdır:
 
• Bu birimler mahalle düzeyinde örgütlenmelidir: Böylece her aile ile birebir ilişki kurulabilecek ve bütün çocuklar kapsanabilecektir. Toplum sosyal hizmetleri bilinmediği için, mağdur bu hizmetlere ulaşamayabilir, bu nedenle hizmetlerin herkese ulaşabileceği biçimde yapılandırılması gerekir.
 
• Ailelerin sosyal ihtiyaçlarının tespit edilebileceği bir sistem kurulmalıdır: Boşanmış ailelerin ve çocukların sosyal hizmetlerin gözetiminde olması; ebeveyn kaybından suça itilmeye kadar bütün risk faktörlerine maruz kalan çocukların tespit, korunması ve takibi sağlanmalıdır.
 
• İhtiyaç sahibi aileler tespit edilerek sosyal yardım yapılmalıdır. Aileler ile birebir çalışarak sosyal ihtiyaç tespitlerinin yapılması; aile içinde vasıfsız olan çalışabilir kişilerin halk eğitim ile bağlantıya geçilerek eğitimleri sağlanması, vasıflı hale getirilmesi gereklidir.
 
• Yerelleşme ve yaygılaştırmada taşeronlaşmaya yol açılmamasına özen gösterilmelidir.
 
7. Sosyal hizmet kurumlarının gerek polis ile gerekse çocuk mahkemeleri ile koordinasyon içinde bilgi akışını sağlayacak şekilde çalışması sağlanmalıdır. Bunun için sosyal hizmetlerden sorumlu kurumun adliye yakınında olması dışında bir sosyal hizmet uzmanının adliye içinde olması da önemlidir.
 
8. Meslek elemanlarının yapılan işe ve alana uygun olarak belli kriterlere göre  işe alınması gerekir.
 
9. Çocuk büro amirliklerinde sosyal hizmet uzmanlarının çocuklar ile görüşmede bulunması sağlanmalı, çocuğun ilk görüşmede sadece polis ile karşılaşması önlenmelidir.
 
10. Eğitim kurumları riskleri fark etme açısından odak olmalı ve sosyal hizmetler ile işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışması gerekir. Bu kapsamda olmak üzere;
a. Muhtarlardan, sosyal hizmet uzmanlarına, okula kadar bir ağ oluşturulmalıdır,
 
b. Çocukların durumları okulda gözlenmeli
 
c. Sosyal hizmetler kurumu çalışanları ile okul rehber öğretmenleri arasında düzenli  bilgi akışının sağlanmalıdır.
 
11. Mülteci çocukların yurtlara yerleştirilmesi çeşitli sorunlara sebep olmaktadır. Öte yandan yabancılar şubelerinde sosyal hizmet uzmanı her zaman bulunmamaktadır (Örn. Kumkapı  yabancılar şubesi misafirhanesi).  Yurda yerleştirilen mülteci çocuklar ile aileleri arasında iletişim sağlayacak bir sosyal hizmet uzmanının görevlendirilmesi uygun olacaktır.
 
ERKEN UYARI SİSTEMİ VE RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR İLE İLGİLİ YAPILACAK ÇALIŞMALAR
 
    Çocuklara yönelik riskleri önceden fark edip önlemeye çalışmak, “Çocuk Koruma” Mekanizması”nın temel önceliğidir. 
 
    2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu çocukların her türlü riskten korunmasını ve korunmayan çocuklara yönelik iyileştirici tedbirlerin alınması ve hizmetlerin sağlanmasının örgütlenmesini hedeflemektedir. 
 
    Sitemin genel yapısı incelendiğinde önleyici/koruyucu mekanizmaların tanımlanmamış olduğu görülmüştür. Sistem öncelikle zarar görmüş ya da zarar görme riski çok yüksek olan çocuk ve gençlere yönelik her türlü bakım ve sağaltım süreçlerini kapsamaktadır. Sistemde çocuğun korunmaya muhtaç hale gelmeden önce tespiti ve uygun sosyal, ailesel ve ruhsal yardıma ulaşmasını sağlayacak bir yaklaşımın benimsenmemiştir. 
 
      Risk altındaki çocukların önceden fark edilmesi ve gerekli psikososyal önlemlerin alınabilmesine fırsat sağlayacak “Erken Tanı ve Yönlendirme Sistemi”’nin çalışmaları başlatılmıştır. Önerilen yeni modelde çocuk koruma sistemi; 2 temel stratejik alan;  erken tanı/yönlendirme ile müdahale alanıdır. 
 
      Eğitim kurumlarında: Rehberlik Hizmetleri Yürütme Kurulu’nun alt unsuru olarak çalışabilecek RTK her riskli çocuk için o çocuktan sorumlu olan kişiler; okul müdür yardımcısı, psikolojik danışman ve sınıf rehber öğretmeninden oluşturulur. Sorun değerlendirilip plan hazırlanır ve yönlendirme yapılır.
 
    Erken Uyarı Modelinin ilk adımıçocukların yaşamlarındaki risklerin gerçekleşmesine neden olan koşulların taranması, tarama sonucunun etkin olarak değerlendirilmesini içermektedir. Modelin ayakları 3 düzeyde oluşturulmuştur. 
 
   Tarama süreci olan 1. düzeyde;çocuğun aile yapısı, maddi durumu, ebeveynlik kapasitesi, bebek/çocuk gelişimi ile ilgili riskler tespit edilir. 0-18 yaş arası her çocuğun yaşına göre onunla temelde ilişkilenen kurumlar tarafından düzenli olarak taranması erken uyarı modelinin temel öğesidir. Bu amaca yönelik çeşitli tarama ölçekleri geliştirilmiştir.  0-5 yaş taraması sağlık personeli, 6 yaş taraması anaokulu öğretmeni, 7-10 yaş taraması sınıf öğretmeni,11-18 yaş taraması sınıf rehber öğretmeni tarafından gerçekleştirilir. 
 
    Tarama süreci sonrasında risk koşulları gözlemlendiyse, Sağlık ve Eğitim kurumları içerisinde gerekli ilk yönlendirmelerin yapılması ve sonuçlarının takibi 2. düzeyde gerçekleştirilir. 
 
    2. düzeyde yapılması öngörülen yönlendirme sonucu beklenen etki görülmediyse risk koşulları tekrarlandıysa artış gösterdiyse Ön Değerlendirme Ekibi vasıtasıyla derinlemesine inceleme ve gerekli yönlendirme yapılır. 
 
   Bu konuda Yıldırım İlçesi’ne bağlı pilot uygulama devam etmektedir. Muhtemelen 2011-2012 Eğitim Öğretim yılından itibaren Bursa ve Türkiye’de uygulanabilecektir. E-okul üzerinden öğrencilerin taramaları sınıf öğretmeni/sınıf rehber öğretmeni tarafından gerçekleştirilerek risk altındaki öğrencilerin tespit edilmesi sağlanacaktır. Tespit edilme çalışmasından sonra gerekli önleme çalışmalarına başlanacaktır.
 

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLAR VE AİLELERİNE YÖNELİK YAPILMASI GEREKENLER

 
 
 
                                               Caferi Tayyar İĞDİR
İl Sekretarya Sorumlusu

 
          ERKEN UYARI SİSTEMİ VE RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR
NO ETKİNLİĞİN TÜRÜ YAPILACAK OLAN ÇALIŞMALAR SORUMLU KİŞİLER  
AÇIKLAMALAR
1 Rehber öğretmen tarafından okul idaresi ve sınıf/branş öğretmenlerine sistem hakkında bilgi verilmesi Okul İdaresi ve öğretmenlere erken uyarı sistemi içinde kullanılacak tarama araçlarının tanıtılması 
 
Okul Müdürlüğü, 
Okul Rehber Öğretmeni, Sınıf ve Branş Öğretmenleri
—Sistemin amaç ve içerik yönünden anlatılması
— İlimizde yapılan uygulamalar konusunda bilgi verilmesi
— Okulda yapılacak çalışmaların paylaşılması görev ve sorumlulukların belirlenmesi
—Okul içi ve dışı risk faktörlerinin belirlenmesi
2 Ana sınıfı/sınıf/şube rehber öğretmenlerinin sınıf içi tarama yapması Risk altında olan öğrencilerin belirlenmesi Sınıf Rehber Öğretmenleri —Öğretmenler tarafından tarama ölçeğinin öğrencilere uygulanması 
—Öğrencilerin içinde bulundukları risk ve sorunların belirlenmesi
—Öğretmenin riskli durumda olan öğrenci velisi ile görüşmesi ve detaylı bilgi toplaması
— Risk tarama sonuçlarının sınıf/ şube rehber öğretmenleri tarafından e okul sistemine işlenmesi
3 Okul rehberlik hizmetleri yürütme komisyonu altında risk takip ekibinin kurulması Risk Takip Ekibinin Kurulması, görev ve sorumluluklarının belirlenmesi Okul Müdürlüğü, 
Rehber Öğrt.
Sınıf Öğrt,
Branş Öğretmenleri,
Aile.
—Tarama sonucunda belirlenen öğrencilerin okul ortamında gözlenerek kayıt tutulması
—Bu gözlemler sonucunda gerekli görülen öğrencilerin değerlendirilmeye alınması,
— Tarama sonucu belirlenen öğrencilere yönelik yapılacak çalışmaların planlanması
— Bir ve üç aylık periyotlar halinde öğrencinin tekrar değerlendirilmesi ve risk durumunun derecelendirilmesi. 
—Risk Takip Ekibi tarafından yapılan çalışmalara rağmen, sonuç alınamaması halinde ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılması
 
4 İşbirliği yapılacak kurum ve kuruluşların belirlenmesi RAM, Sağlık Müdürlüğü, Kolluk Kuvvetleri, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Dayanışma Vakfı, Adliye gibi kurumlarla irtibata geçmek Aile
Rehber Öğrt.
Sınıf Öğrt.
 
—Risk durumu belirlenen öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda işbirliğine gidilecek kurum ve kuruluşlarla irtibata geçmek
5 Velilere yönelik eğitim çalışmaları Veliyi öğrencinin tanısı ve eğitim süreci ve gelişimi ilgili bilgilendirmek Okul Rehber Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, 
Öğrenci Velileri
Öğrencinin ailesine;
—Öğrencinin risk durumu ilgili bilgi verilmesi,
—Öğrenciyle yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi verilmesi,
—İşbirliği yapılacak kurum ve kuruluşlarla ilgili bilgi verilmesi,
—Belli aralıklarla  aileyle görüşülerek işbirliği yapılması.
—Gerekli   durumlarda  ev ziyaretlerinin yapılması.
— Anne Destek Programı /Baba Destek Programı, 7-19 Yaş Aile Eğitimi ile ebeveynlerde çocuğun duygusal, sosyal, bilişsel ve fiziksel gelişimi konusunda bilinç oluşturmak
 
Caferi Tayyar İĞDİR
İl Sekretarya Sorumlusu

Çocuk Koruma Kanunu İlk 14 Maddesinin Yorumu

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 0

Amaç
Madde 1- (1) Bu Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların
korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasları
düzenlemektir.

Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan çocukları, içinde bulundukları tehlikeden koruyan, onların temel haklarını temin eden, fiziki ve manevi varlıkların korunmasını, sağlıklı gelişiminin gerçekleştirilmek üzere ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki şartları sağlayan, bu çocukları etkili ve işlevsel bir kişilikle topluma kazandıran korunmanın, esas ve usulleri ile suça sürüklenen çocukların yararını gözeten, onların kişisel özelliklerini dikkate alan, toplumsal sorumluluk bilinçlerinin gelişmesine yardımcı olan, cezaya son çare olarak başvuran

Kapsam
Madde 2- (1) Bu Kanun, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında alınacak tedbirler ile
Suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerinin usul ve esaslarına, çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin hükümleri kapsar.
Kanunun amaç ve kapsamının bu şekilde belirlenmesi ile de kanunun hem TMK ve buna bağlı olarak sosyal hizmetleri içeren boyutu, hem de TCK’nin uygulamalarına bağlı olarak çocuk ve gençlerin geleceğini şekillendiren önemli bir başka boyutu görülmektedir. Bu iki boyuta bağlı olarak ise, Türk Medeni Yasasının ‘Koruma Önlemleri’ başlığındaki 346.mad. ve buna bağlı olarak diğer maddelerle birlikte, halen yürürlükte olan 2828 sayılı SHK Yasası kapsamında da belirtilen KMÇ ayrı bir grup olarak değerlendirilmiştir. TCK kapsamında olanlar ise ‘suça sürüklenen çocuklar’ olarak değerlendirilmelerinin yanı sıra ayrıca bu gruba yönelik yargısal uygulamalar ile birlikte bu uygulamalar için kurulan çocuk mahkemelerinin kuruluşu, görevi ve yetkilerine de bu boyutta yer verilmiştir.

Tanımlar
Madde 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
1.    Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu Kapsamda
Bireyler iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı, ayırabilme ve bu anlayışa göre davranabilme yeteneğini belirli yaşa gelmekle kazanırlar. Büyüme ile orantılı olarak vücut ve akli melekler gelişir ve neticede olgunlaşma meydana gelir. İşte doğumdan olgunlaşmanın tam olarak gerçekleştiği yaşa kadar birey, ÇOCUK sayılır.
1.    Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile
Kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu,
Korunmaya ihtiyacı olan çocuklar ÇKK  madde. 5/1-7/1 -8/1 -13
ÇHS 19/1.MADDEDE KMÇ: 1- Bu Sözleşme ’ye Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
Çocuk Şube Müdürlüğü/Büro Amirliği Kuruluş,Görev ve Çalışma Yönetmeliği  4.mad.
 Korunmaya Muhtaç Çocuk: Beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olan; anasız ve/veya babasız, anası ve/veya babası belli olmayan, anası ve/veya babası tarafından terk edilen, anası ve/veya babası tarafından ihmal ve istismara maruz bırakılıp fuhuş, dilencilik, alkollü içki veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen, mülteci, refakatsiz, çalışan ve başıboşluğa sürüklenmese bile ihmal ve istismar nedeni ile mağdur olan çocuğu,
2828 3./b) “Korunmaya Muhtaç Çocuk”; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup;
1.    Ana veya babasız, ana ve babasız,
2.    Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan,
3.    Ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen,
4.    Ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi
her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen,
Yapılan tanımlama ile de görüleceği gibi öncelikle belli bir ihtiyaca dayalı bir ‘Koruma’ öne çıkarılmıştır. Bu ihtiyaç ise ‘Tehlikede Olan’ unsurlardan söz edilerek çocuğun ‘bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal, duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği’ nin yanı sıra ihmal veya istismar edilen ya da suç mağdurun olmak gibi durumlar da bu ihtiyaca etken olarak gösterilmiştir. Uygulamada yaşandığı gibi hemen hemen herkesin ve de her meslek grubunun farklı farklı değerlendirebileceği bir ‘Korunma İhtiyacı’ tanımının özellikle ortaya çıkma riski bulunmaktadır. Bu nedenden dolayı uygulamada birinin ihtiyaç göreceği durumun bir başkası için ihtiyaç görülmeyeceği, hukuk ve hak kullanımı acısından da tartışmalı bir durumun ortaya çıkması kaçınılmazdır. (Tehdit kavramının verilmemesi eksikliktir.)
2.    Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik
tedbirine karar verilen çocuğu,
Hakkında soruşturma yapılan suça sürüklenen çocuklar ÇKK madde 5,  15/3
Hakkında kavuşturma yapılan suça sürüklenen çocuklar ÇKK madde 26/3
Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen suça sürüklenen çocuklar ÇKK madde 3/a-2
Ceza sorumluluğu olmayan suça sürüklenen çocuklar ÇKK madde 13/1
 
Çocuğun işlediği fiilin haksızlık teşkil edip etmediğini anlayabilecek zihinsel donanıma sahip olmadığı hallerde, onun hakkında kınama yargısında bulunmak mümkün olmayacaktır. Dolaysıyla algılama ve irade yeteneğine sahip olmayan kişiler hakkında kusur yargısında bulunabilmesi mümkün değildir. Burada ki FİİL ’in unsurları
1.    Yönlendirici irade tarafından hakim olunan,
2.    Belli bir amaca yönelen,
3.    Etkileri dış dünyada hissedilen insan davranışı olarak tanımlanır.
 
1.    b) Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini,
Çocuk mahkemeleri geçmiş davranışı suçlamaktan çok, geleceğe ilişkin problem çözmeyi amaçlamaktadır.
Çocuk mahkemeleri; genel ceza mahkemeleri gibi, suçluluğu tespit ettikten sonra, çocuğu, ceza evine gönderen yargısal kurumlar değildir. Bu mahkemeler, suç işlemek suretiyle sosyal sapma gösteren çocuklar hakkında; tıp, psikiyatri, psikoloji, sosyoloji ilimlerinin verilerini göz önüne alarak, davranış bozukluğuna neden olan unsuru ve çocuğun tedavisi hususunda gereken tedbirleri saptamaya çalışan ve tedbirlerle onu ıslah etmeyi hedef alan kuruluşlardır. Çocuk mahkemeleri, uzman mahkemelerdir. Türkiye’de çocuk mahkemeleri ile ilgili girişimler 1940 yılında yapılmış ve ilk kanun tasarısı 1945 yılında hazırlanmıştır. Ancak kanun 1979 yılında çıkmış ve yürürlük tarihi 1982 yılı öngörülmüştür. Çocuk mahkemeleri, sadece çocuğu işlemiş olduğu suç ile değil, aynı zamanda çocuğun karşı karşıya kaldığı her tür ihmal ve istismar süreci ile ilgili olarak görevlendirilmiştir.
 
1.    c) Çocuk hâkimi: Hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını veren çocuk mahkemesi hâkimini,
 
(ÇKK mad.26/3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir
 
1.    d) Kurum: Bu Kanun kapsamındaki çocuğun bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir
kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumları,
1.    e) (Değişik: 13/6/2012-6327/38 md.) Sosyal çalışma görevlisi: Psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ve sosyal  hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını,  İfade eder.
Temel ilkeler
Madde 4- (1) Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla;
1.    a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması,
2.    b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi,
Çocuk hakları Sözleşmesi’nin 3/1.maddedsinde, mahkemelerce yapılan ve çocukları ilgilendiren tüm faaliyetlerde çocuğun yararının temel düşünce olduğu varsayılmıştır. Çocuk adalet sistemi içindeki çocuğun yüksek yararının korunması, ceza hukukunun geleneksel amaçlarının (bastırma/cezalandırma) yerine, suça sürüklenen çocuk söz konusu olduğunda rehabilitasyon ve onarıcı adaletin tercih edilmesi anlamındadır. (BM Çocuk hakları komitesinin Çocuk adaletinde Çocuk haklarına ilişkin görüşü, bölüm 3, parağ.4) Çocuğun yüksek yararı, çocuğun onur, özgürlük ve eşit muamele gibi birçok hakkına saygı duyulmasını gerektirir Avrupa konseyi bakanlar komitesinin Çocuk Dostu Adalete Rehber İlkeleri, III-B). Çocuk Koruma Kanunu’nda da çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, temel ilke olarak kabul edilmiştir. (ÇKK. m-4/1-b,g) 
1.    c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması,
Çocuklar, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayırıma tabi tutulamaz (ÇHS m.2). ÇHS’nin 2. Maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağı, ÇHS’nin 37. Ve 40. Maddelerinde koruma altına alınan temel çocuk adaleti ilkelerinin yanında, çocuk adalet sisteminin temel ilkelerindendir. Çocuk adalet sistemiyle karşı karşıya kalan, kanunla ilişki içindeki tüm çocuklara bu bağlamda suça sürüklenen çocuklara, ayırım gözetmeksizin eşit muamele edilmesini sağlamak için gerekli tüm tedbirler alınmalıdır. (ÇHS m.2; Havana kuralları 4; )
1.    d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması,
2.    e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları,
3.    f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi,
4.    g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi,
Çocuk adalet sistemi içinde suça sürüklenen çocuğa, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele etme ve durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesini ilkeleri, çocuk adalet sisteminin temel ilkelerindendir (ÇHS m.40/1). Bu ilkeler çocuğun kollukla ilk temasından başlayarak çocuk adalet sistemindeki tüm süreç boyunca uygulanmalı, gözlenmeli ve saygı gösterilmelidir ( BM Çocuk Hakları Komitesinin Çocuk Adaletinde Çocuk Haklarına İlişkin Görüşü,Bölüm3,para.4e) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 25.maddesinin 1. paragrafında çocukların özel ihtimam ve yardım görme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
1.    h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi,
(Eğitimden kasıt, onun bedensel, zihinsel, duygusal, toplumsal ve ahlaki bakımdan dengeli sağlıklı gelişimin sağlanmasıdır. Ergenliğe ulaştığında hayatını tek başına sürdürmesini sağlayacak bağımsız bir kişiliğin kazandırılmasıdır.)
1.    i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak
başvurulması,
1.    j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak
görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması,
 
1.    k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda
yetişkinlerden ayrı tutulmaları,
1.    l) Çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde
Kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması,
İlkeleri gözetilir.
 
Temel ilkelerde a,b,f,g,h,i fıkralarında belirtilen ilkeler de öz de SİR’in işlevini belli etmektedir.
 
Uygulamanın temelini oluşturan bu hem birey hak ve özgürlükleri ile hem de sosyal hizmetler nitelikli bu ilkelerin uygulayıcıları tarafından yeterli ölçüde uygulandığını ve de bunların içselleştirildiğini söylemek de tüm iyi niyetli bireysel çabalara rağmen oldukça zordur. Bu ilkeler biçimsel kalmış olup uygulama şansından da oldukça uzak görünmektedir. Ancak uygulayıcılar tarafından tamamen içselleştirilip benimsenmesi ile uygulama olabilir. Temel ilkeler çerçevesinde yürütme maddesi dahil olmak üzere 50 maddeden oluşan yasanın 5. Ve 14. Maddeleri ise özellikle TMK bağlamında hem hukuki açıdan karar alma hem de bu bağlamda yapılması gereken sosyal hizmet uygulamaları il ilgili olarak düzenlenmiştir.
 
 
İKİNCİ BÖLÜM
Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler
 
Madde 5- (1) Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında
Korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında
Alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;
1.    a) Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme
Konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,
1.    b) Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş
Ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine,
1.    c) Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,
 
Bakım tedbiri (yönetmenlik 14) 3 tür tedbir vardır.
1) Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi halinde alınan karar.
2)  ihmal ve istismara uğrayan, psiko – sosyal sorunları nedeniyle uyum sorunu yaşayanlar ile olumsuz yaşam deneyimlerini devam ettirmeleri nedeniyle rehabilitasyona ihtiyacı olduğu tespit edilen çocuklar için alınan karar.
3) ağır ruhsal hastalığı ve madde bağımlılığı nedeniyle fiziksel sorunları olan çocuklarda sağlık ve bakım tedbiri uygulanan kararlar.
ASPB ın özellikle uzun süreden beri, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, sevgi evleri, çocuk evleri sitesi, Çocuk evleri, uyguladığı sadece beslenme ve barınmaya dayalı bakıma yönelik uygulamasını ihtiyaç gruplarına yönelik olarak pedagojik yöntemlerle destekleyememesi sonucunda ortaya çıkan hizmet boşluğu belirgin hale gelmiştir. Tabi ki bu da pedagojik bir yöntemin aranmaması ve bakılanların karnı TOK başlarının PEK olmasının yeterli görülmesi de etken olup, başta vesayet makamı olarak bu yönde karar veren mahkemelerin de kamu adına bu yönde bir arayışının olmaması ve bu yönde bir nitelik aramamaları da bunda bir etken olabilir.
            Fiziksel koruma ile sınırlı bakım hizmetlerini pedagojik/eğitbilimsel yöntemlerle zenginleştirilmesi gerekmektedir.
 
            TMK : 346 .maddesinde de koruma önlemleri alınmaktadır.
 
 
 
1.    d) Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli
geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına,
1.    e) Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan
hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya, yönelik tedbirdir.
(2) Hakkında, birinci fıkranın (e) bendinde tanımlanan barınma tedbiri uygulanan
kimselerin, talepleri hâlinde kimlikleri ve adresleri gizli tutulur.
(3) Tehlike altında bulunmadığının tespiti ya da tehlike altında bulunmakla birlikte veli
veya vasisinin ya da bakım ve gözetiminden sorumlu kimsenin desteklenmesi suretiyle tehlikenin bertaraf edileceğinin anlaşılması hâlinde; çocuk, bu kişilere teslim edilir. Bu fıkranın uygulanmasında, çocuk hakkında birinci fıkrada belirtilen tedbirlerden birisine de karar verilebilir.
Çocuğun ailesine teslime ve ailenin desteklenmesine ilişkin karar verildiğinde, ailenin desteklenmesine ilişkin hangi hizmet modelinin uygulanacağının da ortaya konulması gerekir. Ailenin ihtiyacının ne olduğu, hangi yönden destekleneceği kararda belirtilmeli ve karar buna uygun şekilde yerine getirilmelidir. Kararın yerine getirilmesi sırasında ailenin başka bir ihtiyacının ortaya çıkması halinde, kararın değiştirilmesi ve ortaya çıkan ihtiyaca uygun bir karar verilmesi her zaman mümkündür.
 
 
KORUYUCU TEDBİRLER: Aile çevresinde destek hizmetlerine rağmen kalmasının yararına olmayacağının anlaşılması veya mümkün olmaması halinde uygulanacak tedbir türleridir. Koruyucu tedbirler, çocuğun bulunduğu aile ortamından koruma tedbiri kararı ile alınarak geçici bir süre ile yatılı bir sosyal hizmet kuruluşuna yerleştirilmesi, evlat edindirilmesi ya da koruyucu aile yanına yerleştirilmesi tedbirlerini içerir.
3.    Madde yapılan düzenleme ile çocuğun ailesine teslim edilmesi gerektiğindeki durumu da belli bir koşula bağlanmıştır. Ancak gene bu madde de tehlikenin yanı sıra ‘Tehdit’ kavramına yer verilmemesi sonucunda ise özellikle karar verici ve uygulayıcı açısından özellikle temel ilkelerle çelişki bir durumun da oluştuğunu ve keyfi uygulamalar için belli ortamın da sağlandığını görebilmek mümkündür.
           
DESTEKLEYİCİ TEDBİRLER:
Çocuğa, ailesi ile birlikte ihtiyaç duydukları hizmetlerin verilerek tüm uluslararası anlaşmalarda çocuğun yararına olduğu kabul edilen çocuğun aile çevresinden ayrılmamasının sağlanmasıdır. Bu tedbirler çocuğun temel haklarının sağlanması ve içinde bulunduğu ortamın iyileştirilmesine yöneliktir.
 
TMK 340. MADDESİNDE BELİRTİLMİŞTİR.
 
Kuruma başvuru
Madde 6- (1) Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil
toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurabilir.
Yükümlülüğün Tarafları
1.    Adli ve idari merciler
2.    Kolluk görevlileri
3.    Sağlık kuruluşları
4.    Eğitim kuruluşları
5.    Sivil Toplum kuruluşları
Ayrıca çocuğun kendisi ve onun bakımından sorumlu bulunan kimseler ASPİM destekleyici ve koruyucu hizmetleri talep etme hakkı vardır.
(2) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kendisine bildirilen olaylarla ilgili
Olarak gerekli araştırmayı derhâl yapar.
 
Kötü muamele ile ilgili olarak ise TCK 232.maddesi düzenlenmiş olup maddenin 2.fıkrasında idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, korumak veya bir meslek ve sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu TERBİYE hakkında doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye bir yıla kadar hapis cezası verileceği vurgulanmıştır. Cinsel saldırı ile TCK 102-103-105 maddelerin işletilmesi,
            Ayrıca TCK nın 278 maddesi suçu bildirmeme de bir suç olarak belirlenerek maddenin birinci fıkrasında anlatılmaktadır.
            TCK nın 279 maddesi de kamu görevlilerin suçu bildirmeme ile ilgilidir.
SHM’leri, çevrelerindeki korunma ihtiyacı olan çocukları tespit etmek için araştırma yaparlar. (KDTKY m.6/4)  bu kurumların bu görevi yapmaması da TCK’ da yaptırıma tabidir. TCK  m.257/2
 
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması
 
Madde 7- (1) Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı; çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re ‘sen çocuk hâkimi tarafından alınabilir.
(2) Tedbir kararı verilmeden önce çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılabilir.
Hakime verilen görev, çocuğun korunması bakımından doğmuş veya doğabilecek tehlikelerden çocuğun korunmasını sağlamaktır. Hakim,uygun tedbirin tespitiyle görevlidir. Hakim bu görevini yerine getirilmesinde, sosyal çalışma görevlilerinden yararlanabilecektir.
 
Pekin kuralları:
 
Mad. 16. Sosyal araştırma raporları
16.1 Yargılayan makam tarafından önemsiz ve tali derecedeki suçlar dışındaki bütün vakalarda çocuğun suçu işlemeden önceki yaşam koşulları ve suçun hangi ortam içinde işlendiği konusunda hükümden önce yeterli araştırma yapılmalıdır.
Açıklama
Çocuklara ilişkin davalarda sosyal araştırma raporları veya hüküm öncesi raporları son derece önemli ve vazgeçilmez belgelerdir. Bu belgeler sayesinde yetkili makam çocuğun sosyal ve ailevi geçmişi, okul durumu, eğitim deneyleri vb. gibi konularda bilgi sahibi olmaktadır. Bu amaçlar için bazı hukuk sistemlerinde mahkemeye bağlı sosyal servisler ve personel kullanılmaktadır. Ayrıca geçici tahliye sonrası çocuğu gözaltında tutmakla görevli kimseler de bu işle görevlendirilebilir. Bu itibarla bu maddede, nitelikli sosyal araştırma raporları elde edilebilmesi için nitelikli personel kullanımının gereğine işaret edilmektedir.
 
Kararın uygulamakla yükümlü kılınan ASPB ın uygulayıcı olarak görüşü bile alınmadan alınması hem kurumlar arası işbirliği ilkesine, hem de disiplinlerarası işbirliğine aykırıdır.
 
(3) Tedbirin türü kararda gösterilir. Bir veya birden fazla tedbire karar verilebilir.
(4) Hâkim, hakkında koruyucu ve destekleyici tedbire karar verdiği çocuğun denetim
altına alınmasına da karar verebilir.
(5) Hâkim, çocuğun gelişimini göz önünde bulundurarak koruyucu ve destekleyici
tedbirin kaldırılmasına veya değiştirilmesine karar verebilir. Bu karar acele hâllerde, çocuğun
bulunduğu yer hâkimi tarafından da verilebilir. Ancak bu durumda karar, önceki kararı alan
hâkim veya mahkemeye bildirilir.
(6) Tedbirin uygulanması, onsekiz yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak
hâkim, eğitim ve öğrenimine devam edebilmesi için ve rızası alınmak suretiyle tedbirin
uygulanmasına belli bir süre daha devam edilmesine karar verebilir.
 
(7) Mahkeme, korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında, koruyucu ve destekleyici tedbir
kararının yanında 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre
velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında da karar vermeye
yetkilidir. Bu madde de çocuk mahkemelerinin bir vesayet makamı olarak da görev yaptıkları belirginleşmiştir.
 
Tedbirlerde yetki
 
Madde 8- (1) Korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici
tedbirler, çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin, ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı
kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimince alınır.
 
(2) Tedbir kararlarının uygulanması, kararı veren hâkim veya mahkemece en geç üçer
aylık sürelerle incelettirilir.
Tedbir kararlarında başarı elde edilmesinin en önemli gereklerinden birisi de alınan tedbir kararlarının belirli bir plan çerçevesinde uygulanması ve bu plana göre hedeflenen hususların gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik izleme ve değerlendirme yapılmasıdır. Bu çerçevede ilgili mevzuat
 3.ana yöntemi ön görmektedir.
1.    Öz Değerlendirme: KDT Kararlarının uygulayan kurumların uygulama planlarını ve sürecini mahkemeye raporlamasına dayalı yöntem olup zorunludur.
2.    Denetim. ÇKK.36.MD. uyarınca hakkında KDTK verilen çocuğun durumunun bir başka kurum tarafından da denetlenerek mahkemeye raporlaması amacıyla verilen karar olup, mahkemenin takdirine bağlıdır.
3.    Koordinasyon Birimlerince Değerlendirme: İl/İlçe düzeyinde belirlenen KDTK’nın eş güdümlü biçimde uygulanıp uygulanmadığının Merkezi ve İl/İlçe koordinasyon birimlerince izlenmesine dayalı sistemi ifade eder ve koordinasyon birimlerinin esas görevidir.
 
ÇKKKDTY’nin 18/4. Maddesi gereğince de mahkeme hâkimi tedbir kararlarının uygulanma sürecini en geç üçer aylık dönemlerle incelettirir. Bu inceleme tedbiri uygulayan kişi, kurum ve kuruluşlarca yapılacağı gibi, mah­kemenin takdirine göre mahkemede görevli sosyal çalışma görevlilerince de yapılabilmektedir. Bu incelemeler sonucunda tedbiri uygulayan kişilerce mesleki raporlar: Sosyal inceleme ra­porları, sağlık raporları, uygulama de­ğerlendirme raporları düzenlenmekte­dir. Bu çalışmada uygulama sürecinin değerlendirilmesine yönelik hazırlanan bu raporlar ortak bir tanımla ‘Değer­lendirme Raporları’ olarak ele alınmış­tır. Üçer aylık dönemlerde hazırlanan değerlendirme raporlarına göre uy­gulanan tedbir kararları mahkemece çocuğun yararına bulunursa değişti­rilebilmekte, kaldırılabilmekte ya da yeni bir tedbir kararı verilebilmektedir.
 
 
Mahkemeye gözetim ve denetime dayalı bir vesayet görevi açık bir şekilde vurgulanmaktadır. ASPB İcracı değil Uygulayıcı bir kurum olmuştur.       
 
 
(3) Hâkim veya mahkeme; denetim memurları, çocuğun velisi, vasisi, bakım ve
gözetimini üstlenen kimselerin, tedbir kararını yerine getiren kişi ve kuruluşun temsilcisi ile
Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya re’sen çocuğa uygulanan tedbirin sonuçlarını
inceleyerek kaldırabilir, süresini uzatabilir veya değiştirebilir.
 
Tedbir kararlarının özelliği gereği verilen KDTK’larının uygulanmasının denetlenmesi gerekmektedir. Bu kararlar çocuk adalet sisteminde amacı ile paralellik taşırlar. Bu kararların amacı çocuğa yönelik riskleri ortadan kaldırmak suretiyle korunmasını sağlamaktır. Bu nedenle de tedbir kararları kesin değildir, her zaman değiştirilir ve kaldırılması mümkündür. Dolaysıyla tedbir kararlarını değiştirecek ya da kaldıracak olan hâkimin bu kararları takip etmesi gerekecektir. ÇKKKDTKUY 18. Maddesi.
 
Acil korunma kararı alınması
 
Madde 9- (1) Derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durumun varlığı hâlinde
Çocuk, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakım ve gözetim altına
alındıktan sonra acil korunma kararının alınması için Kurum tarafından çocuğun Kuruma geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir. Hâkim tarafından, üç gün içinde talep hakkında karar verilir. Hâkim, çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerektiğinde kişisel ilişkinin tesisine karar verebilir.
5 günlük süre kısalığı; çocuğun zaman kavramı yetişkinlerden farklıdır. Örneğin, ana- babasından, yetişkinlere göre, kısa bir süre için bile olsa küçük çocuğun ayrı kalması, onun duygusal bağlarını kesintiye uğratacak kadar uzun bir süre olabilir. Bu nedenle çocuk hakkında kararın hızlı verilmesi gerekir.
            Çocuğun zarar görmemesi bakımından sosyal hizmet biriminde bakım ve gözetime alınması bu müdahale koruma amacıyla olsa dahi, çocuğun özgürlüğüne müdahale teşkil ettiği için hakkında acil koruma kararı alınması için kurum çocuğun kuruma geldiği tarihten itibaren 5 gün içinde çocuk hakiminden acil koruma kararı istenmesi gerekmektedir.
(2) Acil korunma kararı en fazla otuz günlük süre ile sınırlı olmak üzere verilebilir. Bu
süre içinde Kurumca çocuk hakkında sosyal inceleme yapılır. Kurum, yaptığı inceleme
sonucunda, tedbir kararı alınmasının gerekmediği sonucuna varırsa bu yöndeki görüşünü ve
sağlayacağı hizmetleri hâkime bildirir. Çocuğun, ailesine teslim edilip edilmeyeceğine veya
uygun görülen başkaca bir tedbire hâkim tarafından karar verilir.
Kanunun  4’üncü maddesinde öngörülen ilkeler göz önünde bulundurulduğunda, maddede öngörülen 30 günlük sürenin başlangıç tarihi, çocuğun kuruma alındığı gündür. Yoksa mahkeme acil koruma kararının verildiği tarih değildir. Mahkeme kararında öngörülen ve çocuğun sosyal hizmet kuruluşuna geliş tarihinden itibaren otuz günün geçmesi ile acil koruma kararı kendiliğinden sona erecektir. Bu durumda acil koruma kararının sona ermesi için ayrıca mahkeme veya hakim kararına ihtiyaç bulunmamaktadır.
            Çocuğun kuruma alınmasından itibaren 5 gün içinde karar alınmaması durumunda ne olacağının üzerinde durmak gerekir. Madde de öngörülen süre, düzenleyici bir süre olup, bu süre içerisinde kararın alınmamasının ne gibi sonuçlar doğuracağı belirtilmemiştir. Bununla birlikte, ortada derhal korunması gereken bir çocuk bulunmaktadır ve kanun koyucu bu işlemin hızlı bir şekilde yapılabilmesi için süreler öngörmüştür. Sürelerin kısa oluşu öngörülen tedbirin mahiyeti ile bağdaşmaktadır. Zira yapılması gereken acil bir işlem bulunmaktadır ve normal koşullarda bu süre içerisinde ilgili mahkemeye başvuruda bulunulabilecektir. Maddenin ikinci fıkrasında verilecek acil koruma kararının en fazla 30 günlük süre ile sınırlı olacağı belirtilmiş ve bu sürede hangi, işlemlerin yapılacağı açıklanmıştır. Dolaysıyla, niteliği bakımından ‘’Acil koruma kararı alınması’’ geçici bir işlemdir. Bu kavramın konulmasının sebebi, çocuğun yüksek yararını korumak ve tedbir öncesi evreyi çocuk açısından güvenli kılmak olarak açıklanabilir. Nitekim, bu sürecin sonunda çocuğun ailesine teslim edilip edilmeyeceğine veya uygun görülen başkaca bir tedbire hakim tarafından karar verileceği vurgulanmıştır. Kurum da çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa hakimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep edecektir. Kanunun genel sistematiğe bakıldığında koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının alınması ve uygulanması ile ilgili tüm süreçlerin hakim veya mahkeme kontrolünde olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, aslolan en geç 5 gün içinde çocuk hakimine müracaat edilmesi olmakla birlikte bu süre zarfında ortaya çıkması muhtemel olağanüstü durumlar sebebiyle çocuk hakimine süresi içinde müracaat edilemeyeceğinin anlaşılması halinde keyfiyetin, ilgili çocuk hakimine sebep ve gerekçeleriyle birlikte bildirilmesi gerekir. Kanunda öngörülen sürelere keyfi bir şekilde uyulmamasının ya da çocuk hakiminin bilgisi dışında işlem yapılmasının beraberinde sorumluluğu gerektirebileceği de unutulmamalıdır.
            Çocuk kuruma alındıktan sonra 5 gün içerisinde incelemenin tamamlanması mümkün ise, incelemenin tamamlanmasından sonra, acil koruma değil, koruma talebinde bulunulmalıdır. Acil koruma alınmadan yapılan inceleme sonucunda çocuğun aileye teslim edilmesi gerektiği sonucuna varılır ise, kurum bu kararı kendiliğinden alabilir.
            Koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, kişi özgürlüğü ve güvenliğini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından verilir. Kurum bakımına alma (bakım tedbiri), çocuk bakımından kişi özgürlüğünü kısıtlama; çocuğun ana-baba açısından velayet ilişkisine müdahale niteliğindedir. Bu nedenle hakim kararı olmadan kurum bakımında tutma işlemi 5 günlük süre ile sınırlandırılmıştır. Bu süre dolmasına rağmen hakim kararı alınmadan çocuğun kurumda tutulması veya hiçbir işlem yapılmadan 5 günlük süre dolduğu için çocuğun kurumdan gönderilmesi işlemi yapan görevlileri açısından sorumluluğu gerektirir.
(3) Kurum, çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa hâkimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep eder.
 
 
 
 
Bakım ve barınma kararlarının yerine getirilmesi
 
Madde 10- (1) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından, kendisine İntikal eden olaylarda gerekli önlemler derhâl alınarak çocuk, resmî veya özel kuruluşlara Yerleştirilir.
 
2010/09 Sayılı Kuruluşta Günlük İşleyiş, Çocuğun Kabulü Süresi ve Uygulama Planı Genelgesi,
2007/03 sayılı Kuruluştan İzinsiz Ayrılan Çocuklar ve Ziyaretçiler Genelgesi,
10/11/2010-5731 Sayılı Kuruluştan İzinsiz Ayrılan Çocuklar Konulu Gen. Müd. Yazısı,
2008/09 Sayılı Mesleki Çalışmalar Konulu Genelge,
2012/15 Sayılı Çocuk Hizmetlerine İlişkin Genelge,
 
Çocuklara özgü güvenlik tedbiri
 
Madde 11- (1) Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.
Bu madde de üç yaş grubu vardır.
1.    12 yaş altı çocuk
2.    12-15 yaş aralığı çocuk
3.    15-18 yaş aralığı çocuk
12-15 yaş aralığı çocuk ceza hukuku karşısında sorumluluğu askıdadır. Bu yaş grubu hakkında takip edilecek yargısal faaliyet farik ve mümeyyiz durumuna göre tedbir kararı verilir. Veya indirimli ceza
 
Güvenlik tedbiri kararı verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
1.    Bir suç işlenmiş olmalıdır.
2.    Toplumda tehlikeli hal ortaya çıkmalıdır.
3.    Kanun tarafından ön görülmelidir.
4.    Cumhuriyet savcısınca talep edilmelidir.
5.    Mahkeme tarafından hükmedilmelidir.
6.    Orantılı uygulanmalıdır.
Güvenlik tedbirinde temel amaç: bireyin yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, bireyin yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara kanunlara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.
Ceza sorumluluğu olmayan çocuk; kusur yeteneğinin olması
TCK’nın yaş küçüklüğünü ve akıl hastalığını düzenleyen 31. ve 32.maddelerini göz önünde bulundurarak kusur yeteneği ilişkin bir tanım yapak mümkün. ’’Kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama (algılama yeteneği)  ve davranışlarını bu doğrultuda yönlendirme (irade yeteneği) kabiliyetidir.
1.    Algılama yeteneği
2.    İrade yeteneği
         …………………..
KUSUR
Algılama yeteneği; İnsanın kendi varlığının bilincinde olarak çevresindeki olguları gözlemleyebilme kabiliyetini ifade eder. Algılama yeteneği, insanın zihni gelişiminin yanı sıra içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevrenin şartlarına bağlı olarak gelişmektedir. İnsan çevresindeki olaylara ilişkin gözlemlerden sonuç çıkarırken, yükümlülüklerinin ve bunlara aykırı davranması halinde sorumlu tutulacağının bilinciyle hareket etmelidir. (haksızlık bilinci). Böyle bir bilince sahip olmasına rağmen kişinin hukukun gereklerine aykırı davranması, onun hakkındaki kınama yargısının temelini oluşturmaktadır. Algılama yeteneği, soyut olarak, kişinin farik ve mümeyyiz olmasını değil, işlediği fiilin içinde yaşamış olduğu toplumda ne anlama geldiğinin bilincinde olmasını ifade etmektedir. Buna göre algılanması gereken  ‘işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarıdır.’ Kısacası algılama yeteneği, işlediği haksızlık teşkil ettiği bilincine sahip olmak demektir. Haksızlık bilinci, kişinin işlemiş olduğu fiilin suç olduğunu bilmesini değil, fiilin hukuken tasvip edilmeyen bir davranış olduğunu bilmesini ifade eder. Failin somut olarak hangi hükmü ihlal ettiğini bilmesi gerekli değildir. Hukuk düzeninin korunmasına mazhar olmuş bir değeri ihlal ettiği öngörüsü yeterlidir. Haksızlık bilinci hususundaki değerlendirme ruhen sağlıklı ortalama bir kişi dikkate alınarak yapılır. Ruhen sağlıklı ortalama bir kişinin de kural olarak algılama yeteneğine sahip olduğu ifade edilir.
            Kişinin işlemiş olduğu fiilden dolayı cezalandırılabilmesi için fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerekmektedir.
 
            İrade yeteneği: kişinin işlemiş olduğu fiilden dolayı kusurlu sayılabilmesi için algılama yeteneğine sahip olması yeterli değildir. Ayrıca bu kişinin somut olayda davranışlarının hukukun gereklerine göre yönlendirebilme yeteneğine de sahip olması gerekir. Ceza hukukunda, yönlendirici iradenin ürünü olan, belli bir amaca yönelen ve dış dünyada meydana gelen insan davranışlarına fiil denilmektedir. İrade ürünü olmak fiilin bir vasfı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fiilin varlığından söz edilebilmesi için gerekli olan bu irade, değerden yoksundur. İradenin oluşum sürecindeki ilk aşamada, belli bir davranışa ilişkin plan, bu davranışa ilişkin önceden tasarlanan nedensellik serisi hakkında bilgi bulunmaktadır. Bundan sonraki aşamada kişi, davranış normlarına rağmen, planladığı bu davranışın bir değerlendirmesini yapmaktır. Bu değerlendirme sonucunda hareketinin davranış normlarına aykırı olduğunu bilmesine, bunun bilincinde olmasına rağmen tercihini fiili işlemekten yana kullanan kişinin iradesi, kusurluluk yönünden değer ifade etmektedir.
İrade yeteneği, davranışlarını hukukun gereklerine göre yönlendirebilme yeteneğini ifade eder.
İnsanın, davranışının, toplumdaki değer yargılarına uygun olup olmadığını anlayabilme ve bu doğrultuda davranışlarını yönlendirme yeteneği, onun fiziki gelişimine paralel bir
 şekilde ortaya çıkmaktadır. Zira yaşı küçük kimseler, yetişkin bir insan gibi doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan, iyiyi kötüden ayırt edebilme yeteneğine sahip değildirler. Gerçekten kişinin fiziki gelişimi ile birlikte, onun toplumun değer yargılarını anlama yeteneği de gelişmektedir. Bu bakımdan kusur yeteneği ile yaş arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Aslında 12 yaşını doldurmamış çocuklar da davranışlarının doğruluğunu veya yanlışlığını fark edebilirler ve yanlış bir davranışta bulunmama konusunda kendilerini yönlendirebilirler. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereğince, bu yaş grubundaki çocukları cezalandırmanın onların suç işlemelerini önlemek ve topluma yeniden kazandırılmalarını sağlamak bakımından bir faydasının olmayacağını ve dolaysıyla bu yaş grubundaki çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını normatif olarak kabul edilmiştir. Bu çocuklarda hakkında işlediği suçtan dolayı, yakalama, gözaltına alma, tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulmaz. Kovuşturma yapılmaz ancak soruşturma yapılır.
 
  • Çocukluk döneminde failin fiilinden sorumluluğunu 3 döneme ayırmıştır:
 1) Fiili işlediklerinde 12 yaşını doldurmamış olanlar
 2) 12 yaşını doldurmuş ama 15 yaşını doldurmamış olanlar
 3) 15 yaşını doldurmuş ama 18 yaşını doldurmamış olanlar 
Sağır ve dilsizler de 3 gruba ayrılmıştır.
1.    Fiili işlediklerinde 15 yaşını doldurmamış olanlar – 12 yaşını doldurmamış çocuk grubu ile aynı
2.    15 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış olanlar 12 – 15 yaş arası çocuklara uygulanan hükümler aynı
3.    18 yaşını doldurmuş fakat 21 yaşını doldurmamış olanlar 15- 18 yaş çocuklarına uygulanan hükümler aynıdır.
 
 
Akıl hastalığı
Madde 12- (1) Suça sürüklenen çocuğun aynı zamanda akıl hastası olması hâlinde,
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamına giren çocuklar hakkında, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.
 
Tedbir kararlarında usul
 
Madde 13- (1) Bu Kanunun 7 nci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen durumlar
hariç olmak üzere, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla korunma ihtiyacı
olan çocuklar hakkında duruşma yapılmaksızın tedbir kararı verilir. Ancak, hâkim zaruret
gördüğü hâllerde duruşma yapabilir.
(2) Tedbir kararının verilmesinden önce yeterli idrak gücüne sahip olan çocuğun görüşü
alınır, ilgililer dinlenebilir, çocuk hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmesi istenebilir.
İlgililer: Çocukla muhatap olanlardır, Mad 7;Çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kişiler.
 
Kanun yolu
 
Madde 14- (1) Bu Kanun hükümlerine göre, çocuk hâkimi tarafından alınan tedbir
kararlarına karşı itiraz yolu açıktır. İtiraz, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun itiraza ilişkin hükümlerine göre en yakın çocuk mahkemesine yapılır.
Yasanın ilk 4 maddesi amaç, kapsam, tanımlar ve temel ilkeleri içermektedir. 5.maddeden 14.maddede dahil toplam 9 maddesi ‘’Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler’’ bölümü başlığı altında yasanın tanımı ile korunmaya ihtiyacı olan çocuk’ a yönelik olan önlemlerin uygulamasını düzenleyen maddelerdir.
 
İKİNCİ KISIM
Soruşturma ve Kovuşturma
BİRİNCİ BÖLÜM
Soruşturma
Madde 15- (1) Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli
Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır.
(2) Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun
yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.
(3) Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında
koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebilir.
 
Çocuğun gözaltında tutulması
Madde 16- (1) Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.
(2) Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, gözaltına alınan
yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.
İştirak hâlinde işlenen suçlar
Madde 17- (1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve
kovuşturma ayrı yürütülür.
 
(2) Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme
lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna
kadar bekletebilir.
 
(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde,
yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir.
Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.
Çocuğun nakli
Madde 18- (1) Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu
hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri
bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.
CMK 90-99 -100-108 maddesi
 
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi
Madde 19- (Değişik: 6/12/2006-5560/39 md.)
(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı
halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından
erteleme süresi üç yıldır.
CMK 171/3 madde
 
Adlî kontrol
Madde 20- (1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:
1.    a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.
2.    b) Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.
3.    c) Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.
(2) Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya
tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.
 
CMK 109 . MAD.
Bu madde 15 – 18 yaş grubu çocukları kapsamaktadır. 12- 15 yaş grubu 5 yılı aşmayan cezalar verilmez (mad.21 )
 
Tutuklama yasağı
 
Madde 21- (1) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan
hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.
 
İKİNCİ BÖLÜM
Kovuşturma
Duruşma
Madde 22- (1) Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma
görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada
hazır bulunabilir.
(2) Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler
sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.
(3) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan
çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek
görülmeyebilir. CMK 185. Maddesi
 
 
 
 
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
 
Madde 23- (Değişik: 6/12/2006-5560/40 md.)
(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi
Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.CMK 231 madde  5-6
 
Uzlaşma
Madde 24- (Değişik: 6/12/2006-5560/41 md.)
(1) Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar
bakımından da uygulanır. CMK 253 MADDE
 
ÜÇÜNCÜ KISIM
Mahkemeler ve Cumhuriyet Savcılığı
BİRİNCİ BÖLÜM
Mahkemelerin Kuruluş, Görev ve Yetkisi
Mahkemelerin kuruluşu
Madde 25- (1) Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il
merkezinde kurulur. Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Mahkemelerin bulunduğu yerlerdeki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilirler.
(2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme
bir başkan ve iki üye ile toplanır. Bu mahkemeler bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulur. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde çocuk ağır ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır.
 
Mahkemelerin görevi
 
Madde 26- (1) Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin
görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara
bakar.
(2) Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.
(3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri
almakla görevlidir.
(4) Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, Kanunun 17 nci maddesi hükümleri saklı
kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür.
 
Suç işlediği tespit edilen çocuğu ceza evine gönderen yargısal kurumlar değil, suç işlemek suretiyle davranış bozuklukları gösteren çocuklar hakkında tıp, psikoloji, sosyoloji verilerini dikkate alarak çocuğun davranış bozukluğuna neden olan etkenleri ve yeniden eğitilmesi konusunda gereken önlemleri belirleyen kurumlardır.
            Kanunda ismi de dahil olmak üzere ÇKK sisteminde suça sürüklenen, suç mağduru, veya korunma ihtiyacı içinde bulunanların aynı zamanda toplum ile iletişimlerini güçlendirme, sosyalleşmelerine hizmet etme ön planda tutulmuştur. Asıl olan çocuğun korunmasıdır.
PEKİN KURALLARI
17.Yargılamada ve hükümde uyulması gereken ilkeler
17.1 Yargılama yapan makama aşağıda yazılı ilkeler kılavuzluk etmelidir:
(a) Verilecek ceza sadece suçun ağırlığı ve işleniş tarzıyla değil, çocuğun içinde bulunduğu koşullar ve ihtiyaçları ve hem de toplumun gereksinimleri ile de oranlı olmalıdır.
(b) Çocuğun kişisel özgürlüğüne getirilecek kısıtlamalar çok dikkatli bir incelemeden sonra konulmalı ve bu kısıtlamaların mümkün olduğu kadar az olmasına özen gösterilmelidir.
(c) Özgürlükten yoksun bırakma, suçun başka bir kişiye yönelik ciddi bir saldırı niteliğinde bulunması veya çocuğun ciddi suç işlemeyi itiyat haline getirmiş olması halleri dışında verilmemelidir.
(d) Çocuğun ıslah edilmesi ilkesi çocuklara ilişkin davalarda yol gösterici ilke olmalıdır.
 
 
 
Mahkemelerin yargı çevresi
 
 
Madde 27- (1) Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin mülkî
sınırlarıyla belirlenir.
(2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile
bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.
(3) Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak çocuk mahkemeleri ile çocuk
ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine veya değiştirilmesine Adalet
Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.
Hâkimlerin atanmaları
Madde 28- (1) Mahkemelere, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış,
adlî yargıda görevli, tercihan çocuk hukuku alanında uzmanlaşmış, çocuk psikolojisi ve sosyal
hizmet alanlarında eğitim almış olan hâkimler ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır.
(2) Atamalarda istekli olanlarla daha önce bu görevlerde bulunmuş olanlara öncelik
tanınır.
 
9509
(3) Herhangi bir nedenle görevine gelemeyen hâkimin yerine bu hâkim görevine
başlayıncaya veya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirme yapılıncaya kadar o
yerdeki hâkimlerden hangisinin bakacağı, birinci fıkrada aranan nitelikler de gözetilerek adlî
yargı adalet komisyonu başkanınca belirlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Cumhuriyet Savcılığı ve Kolluk
Cumhuriyet savcılığı çocuk bürosu
Madde 29- (1) Cumhuriyet başsavcılıklarında bir çocuk bürosu kurulur. Cumhuriyet
başsavcısınca 28 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen nitelikleri haiz olanlar arasından
yeterli sayıda Cumhuriyet savcısı, bu büroda görevlendirilir.
Çocuk bürosunun görevleri
Madde 30- (1) Çocuk bürosunun görevleri;
1.    a) Suça sürüklenen çocuklar hakkındaki soruşturma işlemlerini yürütmek,
2.    b) Çocuklar hakkında tedbir alınması gereken durumlarda, gecikmeksizin tedbir
alınmasını sağlamak,
1.    c) Korunma ihtiyacı olan, suç mağduru veya suça sürüklenen çocuklardan yardıma,
eğitime, işe, barınmaya ihtiyacı olan veya uyum güçlüğü çekenlere ihtiyaç duydukları destek
hizmetlerini sağlamak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarıyla
işbirliği içinde çalışmak, bu gibi durumları çocukları korumakla görevli kurum ve kuruluşlara
bildirmek,
1.    d) Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmektir.
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, bu görevler çocuk bürosunda görevli
olmayan Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.
Kolluğun çocuk birimi
Madde 31- (1) Çocuklarla ilgili kolluk görevi, öncelikle kolluğun çocuk birimleri
tarafından yerine getirilir.
(2) Kolluğun çocuk birimi, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuklar
hakkında işleme başlandığında durumu, çocuğun veli veya vasisine veya çocuğun bakımını
üstlenen kimseye, baroya ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna, çocuk resmî bir kurumda kalıyorsa ayrıca kurum temsilcisine bildirir. Ancak, çocuğu suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden şüphelenilen yakınlarına bilgi verilmez.
(3) Çocuk, kollukta bulunduğu sırada yanında yakınlarından birinin bulunmasına imkân
sağlanır.
(4) Kolluğun çocuk birimlerindeki personeline, kendi kurumları tarafından çocuk hukuku,
çocuk suçluluğunun önlenmesi, çocuk gelişimi ve psikolojisi, sosyal hizmet gibi konularda eğitim verilir.
(5) Çocuğun korunma ihtiyacı içinde bulunduğunun bildirimi ya da tespiti veya hakkında
acil korunma kararı almak için beklemenin, çocuğun yararına aykırı olacağını gösteren nedenlerin varlığı hâlinde kolluğun çocuk birimi, durumun gerektirdiği önlemleri almak suretiyle çocuğun güvenliğini sağlar ve mümkün olan en kısa sürede Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim eder.
9510
Görevlilerin eğitimleri
Madde 32- (1) Mahkemelerde görevlendirilecek hâkimler ve Cumhuriyet savcıları ile
sosyal çalışma görevlilerine ve denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğünde
görevli denetim görevlilerine, adaylık dönemlerinde Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslara
uygun çocuk hukuku, sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve psikolojisi gibi konularda eğitim verilir.
(2) Mahkemelere atananların, görevleri süresince, alanlarında uzmanlaşmalarını sağlama
ve kendilerini geliştirmelerine yönelik hizmet içi eğitim almaları sağlanır.
(3) Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimin usûl ve esasları yönetmelikle belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal İnceleme
Sosyal çalışma görevlileri
Madde 33- (1) Adalet Bakanlığınca mahkemelere, en az lisans öğrenimi görmüş olanlar
arasından yeterli sayıda sosyal çalışma görevlisi atanır. Atamada; çocuk ve aile sorunları ile
çocuk hukuku ve çocuk suçluluğunun önlenmesi alanlarında lisansüstü eğitim yapmış olanlar
tercih edilir.
(2) Mahkemelere atanan ve bu Kanun kapsamındaki tedbirleri uygulayan Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda görevli sosyal çalışma görevlilerine almakta oldukları aylıklarının brüt tutarının yüzde ellisi oranında ödenek verilir.
(3) Bu görevlilerin bulunmaması, görevin bunlar tarafından yapılmasında fiilî veya
hukukî bir engel bulunması ya da başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması gibi durumlarda, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile serbest meslek icra eden birinci fıkrada öngörülen nitelikleri haiz kimseler de sosyal çalışma görevlisi olarak görevlendirilebilirler.
(4) Hakkında sosyal inceleme yapılacak çocuğun, incelemeye tâbi tutulacak çevresi
mahkemenin yetki alanı dışında ise, davayı gören mahkemenin talimatına bağlı olarak çocuğun bulunduğu yerdeki mahkemece inceleme yaptırılır. Büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde bu inceleme, davayı gören mahkemeye bağlı olarak çalışan sosyal çalışma görevlilerince yapılabilir.
Sosyal çalışma görevlilerinin görevleri
Madde 34- (1) Sosyal çalışma görevlilerinin görevi;
1.    a) Görevlendirildikleri çocuk hakkında derhâl sosyal inceleme yapmak, hazırladıkları
raporları kendilerini görevlendiren mercie sunmak,
1.    b) Suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında yanında
bulunmak,
1.    c) Bu Kanun kapsamında mahkemeler ve çocuk hâkimleri tarafından verilen diğer
görevleri yerine getirmektir.
(2) İlgililer, sosyal çalışma görevlilerinin çalışmaları sırasında kendilerine yardımcı
olmak ve çocuk hakkında istenen bilgileri vermek zorundadır.
(3) Sosyal çalışma görevlilerinin, görevleri sırasında yaptıkları ve hâkim tarafından takdir
edilen masrafları Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü ödeneğinden ödenir.
9511
Sosyal inceleme
Madde 35- (1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri
veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini
gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve
sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme
tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur.
(2) Derhâl tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da
yaptırılabilir.
(3) Mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme
yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi kararda gösterilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Denetim
Denetim altına alma kararı
Madde 36- (1) Hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilen, kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararı onanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen
çocuğun denetim altına alınmasına karar verilebilir.
Denetim görevlisinin görevlendirilmesi
Madde 37- (1) Denetim altına alınan çocukla ilgili olarak denetimli serbestlik ve yardım
merkezi şube müdürlüğü tarafından bir denetim görevlisi görevlendirilir. Ancak, korunma ihtiyacı
olan çocuklar veya suç tarihinde oniki yaşını bitirmemiş suça sürüklenen çocuklar ile çocuğun
aileye teslimi yönünde karar verilmesi hâlinde, bu çocuklar hakkında denetim görevi gözetim
esaslarına göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yerine getirilir.
(2) Görevlendirme sırasında çocuğun kişisel özellik ve ihtiyaçları dikkate alınır ve çocuğa
kolay ulaşabilecek olanlar tercih edilir.
Denetim görevlisinin görevleri
Madde 38- (1) Denetim görevlisinin görevleri şunlardır:
1.    a) Kararla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesi için çocuğun eğitim, aile, kurum, iş ve
sosyal çevreye uyumunu sağlamak üzere onu desteklemek, yardımcı olmak, gerektiğinde
önerilerde bulunmak.
1.    b) Çocuğa eğitim, iş, destek alabileceği kurumlar, hakları ve haklarını kullanma
konularında rehberlik etmek.
1.    c) İhtiyaç duyacağı hizmetlerden yararlanmasında çocuğa yardımcı olmak.
2.    d) Kaldığı yerleri ve ilişki kurduğu kişileri ziyaret ederek çocuğun içinde yaşadığı şartları,
ailesi ve çevresiyle ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu, boş zamanlarını değerlendirme
faaliyetlerini yerinde incelemek.
1.    e) Alınan kararın uygulanmasını, bu uygulamanın sonuçlarını ve çocuk üzerindeki
etkilerini izlemek, tâbi tutulduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesini denetlemek.
1.    f) Çocuğun gelişimi hakkında, üçer aylık sürelerle Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye
rapor vermek.
(2) Denetim görevlisi, görevini yerine getirirken gerektiğinde çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse ve öğretmenleriyle işbirliği yapar.
9512
(3) Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse çocuğun devam
ettiği okul, işyeri veya çocukla ilgili bilgiye sahip kurumların yetkilileri, denetim görevlisine
yardımcı olmak, görevi gereğince istediği bilgileri vermek zorundadırlar.
(4) Çocuğun yakınları denetim görevlisinin yetkilerine müdahale edemezler.
Denetim plânı ve raporu
Madde 39- (1) Çocuğa uygulanacak denetimin yöntemi, denetim görevlisince, sosyal
incelemeyi yapan uzman veya mahkeme nezdindeki sosyal çalışma görevlisi ile birlikte,
görevlendirmeyi takip eden on gün içinde hazırlanacak bir plânla belirlenir.
(2) Denetim plânı hazırlanırken;
1.    a) Çocuk hakkında alınan tedbirin amacı, niteliği ve süresi,
2.    b) Çocuğun ihtiyaçları,
3.    c) Çocuğun içinde bulunduğu tehlike hâlinin ciddiyeti,
4.    d) Çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse tarafından
çocuğa verilen desteğin derecesi,
1.    e) Suça sürüklenmesi sebebiyle tedbir alınmış ise suç teşkil eden fiilin mahiyeti,
2.    f) Çocuğun görüşü,
Dikkate alınır.
(3) Denetim plânı, mahkeme veya çocuk hâkimince onaylandıktan sonra derhâl uygulanır.
Denetim görevlisi, kararın uygulama biçimi, çocuk üzerindeki etkileri ile çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimselerin veya kurumların çocuğa karşı sorumluluklarını
gereğince yerine getirip getirmedikleri, kararın değiştirilmesini gerektirir bir durum olup olmadığı
ve istenen diğer hususlarda her ay, ayrıca talep hâlinde mahkeme veya çocuk hâkimine rapor
verir.
Denetimin sona ermesi
Madde 40- (1) Denetim, kararda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer. Tedbirden
beklenen yararın elde edilmesi hâlinde denetim, sürenin dolmasından önce de kaldırılabilir.
(2) Denetim, çocuğun başka bir suçtan dolayı tutuklanması veya cezasının yerine
getirilmesine başlanmakla sona erer.
Sosyal inceleme ve denetim raporları hakkında bilgi edinme
Madde 41- (1) Sosyal inceleme raporu ile denetim plânı ve raporunun birer örneğini
çocuğun avukatı veya yasal temsilcisi Cumhuriyet savcısından, mahkemeden veya çocuk
hâkiminden alabilir. Çocuğa raporun içeriği hakkında bilgi verilir.
(2) Ancak, çocuk ve avukatı hariç olmak üzere birinci fıkrada gösterilen kişilerin sosyal
inceleme raporu ile denetim plânı ve raporu hakkında bilgi sahibi olmasının çocuğun yararına
aykırı olduğuna kanaat getirilirse, bunların incelenmesi kısmen veya tamamen yasaklanabilir.
9513
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Uygulanacak hükümler
Madde 42- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanunu,
Türk Medenî Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile
24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümleri uygulanır.
(2) Denetim konusunda bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde, Denetimli Serbestlik
ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu hükümleri uygulanır.
Çocuğun giderleri
Madde 43- (1) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının
giderleri Devletçe ödenir. Ödenecek miktar mahkemece verilecek bir karar ile tespit edilir.
(2) Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre çocuğa bakmakla yükümlü olan kimsenin
malî durumunun müsait olması hâlinde, Devletçe ödenen meblağın tahsili için ilgililere rücu
edilir.
Kamu görevlisi
Madde 44- (1) Bu Kanun kapsamına giren görevlerle bağlantılı olarak kamu görevlileri
hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması
Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.
Kurumlar
Madde 45- (1) Bu Kanunun 5 inci maddesinde yer alan koruyucu ve destekleyici
tedbirlerden;
1.    a) (a) ve (e) bentlerinde yazılı danışmanlık ve barınma tedbirleri Milli Eğitim Bakanlığı,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve yerel yönetimler,
1.    b) (b) bendinde yazılı eğitim tedbiri Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı,
1.    c) (c) bendinde yazılı bakım tedbiri Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu,
2.    d) (d) bendinde yazılı sağlık tedbiri Sağlık Bakanlığı,
Tarafından yerine getirilir.
(2) Bakım ve barınma tedbirlerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulan kolluk
hizmetlerinin yerine getirilmesi, çocukların rehabilitasyonu, eğitimi ve diğer bakanlıkların görev alanına giren diğer hususlarla ilgili olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yapılan her türlü yardım ve destek talepleri Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, ilgili diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından
geciktirilmeksizin yerine getirilir.
(3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu ASPB ile sağlanır.
Kadrolar
Madde 46- (1) Bu Kanun gereğince kurulacak mahkemelerin kuruluş ve çalışmaları için
gerekli sınıflardan yeteri kadar kadro temin edilir.
9514
Yönetmelik
Madde 47- (1) Bu Kanunun 5 ve 10 uncu maddelerinin uygulanmasına ilişkin usûl ve
esaslar, Adalet Bakanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından
müştereken, diğer maddelerin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar ise Adalet Bakanlığı
tarafından altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
Madde 48- (1) 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 7.11.1979 tarihli ve 2253 sayılı Çocuk
Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna yapılan yollamalar,
bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır.
Geçici Madde 1- (1) 2253 sayılı Kanun gereğince kurulan çocuk mahkemelerinde
derdest bulunan ve bu Kanun ile kurulan çocuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde çocuk mahkemesine devredilir.
(2) Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte
onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk
ağır ceza mahkemelerine devredilmez.
(3) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu
mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır.
(4) Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu mahkeme kurulup göreve başlayıncaya
kadar korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları görevli aile veya asliye hukuk
mahkemelerince alınır.
(5) Adalet Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili bakanlıklar ve bağlı kuruluşlar bu
Kanunun yürürlüğü tarihinden itibaren altı ay içinde koruyucu ve destekleyici tedbirleri yerine
getirmek üzere gerekli tedbirleri alır. Ayrıca, ilgili bakanlıklar ve bağlı kuruluşlar bu amaçla sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine gidebilirler.
Yürürlük
Madde 49- (1) Bu Kanunun;
1.    a) Suça sürüklenen ve hakkında bakım tedbiri uygulanan çocuklar hakkında Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yerine getirilecek hizmetlere ilişkin hükümler ile 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,
1.    b) 37 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra,
1.    c) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
Yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 50- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Danışmanlık, Eğitim, Barınma ve Bakım Tedbir Kararları Uygulama Planı

Cafer Tayyar İĞDİR Sosyal Hizmetler Yorum Yok 0

Aşağıda ki tabloda Danışmanlık, Eğitim, Barınma ve Bakım Tedbir Kararları Uygulama Planına ulaşabilirsiniz.

TEDBİR KARARI BİLGİLERİ
KARARI VEREN MAHKEME  Tedbir Kararını veren mahkemenin adı ili ile birlikte yazılacaktır.
KARAR TARİHİ VE NUMARASI Kararın Tarih ve Numarası yazılacak.
TEDBİR KARAR(LAR)ININ TÜRÜ VE VARSA SÜRESİ Bir veya birden fazla verilmiş olan tedbir kararı varsa süresi ile birlikte yazılacak
TEDBİR KARAR(LAR)ININ VERİLME NEDENİ Tedbir kararının neden verildiğine ilişkin bilgiler yazılacak
PLANI UYGULAYACAK OLAN KİŞİNİN
ADI SOYADI Bu kısımda Planı uygulayacak olan kişiye ait bilgiler doldurulacak
T.C. KİMLİK NO  
KURUMU VE GÖREVİ  
İLETİŞİM BİLGİLERİ Planı uygulayacak kişinin adres ve telefon bilgileri yazılacak
PLANIN HANGİ TEDBİR TÜRÜ İÇİN HAZIRLANDIĞI Planın hangi tedbir kararına (Danışmanlık, Eğitim, Barınma ve Bakım)ilişkin olarak hazırlandığı belirtilir. 
KARARIN UYGULAYICIYA TEBLİĞ TARİHİ Mahkeme kararının Planı Uygulayacak olan kişiye ne zaman tebliğ edildiği yazılacak
PLANI HAZIRLAMA TARİHİ Planın hazırlanma tarihi
ÇOCUĞUN BİLGİLERİ
ADI-SOYADI  
T.C. KİMLİK NO          
DOĞUM TARİHİ VE YERİ  
ÖĞRENİM DURUMU   
ANNE ADI  
BABA ADI  
ANNE-BABA SAĞ VE BİRLİKTE Mİ? VARSA ÜVEY ANNE VE/VEYA BABA ADI Çocuğun anne ve babasının sağ olup olmadığı, evliliklerinin devam edip etmediği, eğer varsa üvey anne veya babanın isimleri yazılacak.
VARSA VELAYET, VESAYET VEYA KAYYUMLUĞA İLİŞKİN DÜZENLEMELER NELERDİR? Çocuğun velayetine ilişkin düzenleme ve/veya her hangi bir konuda kayyum ataması yapılmışsa buraya kararı veren mahkeme ve karara ilişkin bilgiler düzenlemenin içeriği ile birlikte yazılacak
KİMİNLE YAŞADIĞI Çocuk kendi anne ve babası ile yaşamıyorsa yaşadığı kişi veya kişilere ilişkin bilgiler yazılacak.
ADRES VE TELEFON Çocuğun adresi ve kendisine ulaşılabilecek sabit ve cep telefon numaraları telefonun kime ait olduğu bilgisi ile birlikte yazılacak.
SORUN ALAN(LAR)I Verilen tedbir kararlarının nedenleri ve gözlemlenen diğer sorunlar buraya yazılacak. Örneğin madde bağımlılığı, ebeveyn yetersizliği, aile içi şiddet, suça karışma, ekonomik yetersizlik, okuldan-evden kaçma, fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar, okul-eğitim problemleri(devamsızlık, okul içi şiddet, aşağılanma, dışlanma) v.b.  
Sorun Alanlarının Çözümü İçin Ulaşılması Planlanan Hedefler
(Hedef Sayıları Sorun Alanlarına Göre Arttırılır veya Azaltılır)
ÇOCUĞA İLİŞKİN HEDEFLER ( Bu kısımda tanımlanmış olan sorun alanlarının her birine ilişkin olarak hedefler ve bu hedefe ulaşmak için hangi faaliyetlerin yapılacağı tek tek belirtilecektir) 
1.Hedef Tanımlanmış sorun alan(lar)ının her birinin çözümü için ayrı hedef belirlenmelidir. (O sorunun çözümü ile ulaşılması istenilen olumlu durum yazılacaktır) 
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği Hedefe ilişkin olarak başlangıçta yapılmış olan tespitler sonrasında yapılacak çalışma sonucunda elde edilecek gelişmenin nasıl ölçüleceği belirtilecek. Ör; Okula devamsızlık konusunda çalışma yapılacaksa başlangıçtaki devamsızlık süresi ile çalışma sonrasındaki devamsızlık sürelerinin karşılaştırılması veya okul başarısına yönelik çalışma yapılacaksa başlangıçtaki notları ile sonraki notlarının karşılaştırılması. Çocuk Ebeveyn çatışmalarına yönelik çalışılacaksa başlangıçtaki çocuk ve ebeveyn görüşleri ile çalışma sonrasındaki görüşlerinin karşılaştırılması gibi.
2.Hedef  
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği  
3.Hedef  
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği  
AİLEYE VE ÇEVREYE İLİŞKİN HEDEFLER( Bu kısımda tanımlanmış olan sorun alanlarının her birine ilişkin olarak Aile ve çevreye ilişkin  hedefler ve bu hedefe ulaşmak için hangi faaliyetlerin yapılacağı tek tek belirtilecektir)
1.Hedef Tanımlanmış sorun alan(lar)ından aile ve çevreye ilişkin olanların her birinin çözümü için ayrı hedef belirlenmelidir. (O sorunun çözümü ile ulaşılması istenilen olumlu durum yazılacaktır)
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği Hedefe ilişkin olarak başlangıçta yapılmış olan tespitler sonrasında yapılacak çalışma sonucunda elde edilecek gelişmenin nasıl ölçüleceği belirtilecek. Ör;Ebeveyn kapasitesinin arttırılmasına yönelik olarak 0-6 yaş benim ailem veya 7-19 yaş benim ailem veya BADEP eğitimi verilmesi hedefleniyorsa  ebeveynin bilgilerini ön test ve son test uygulayarak ölçmek veya Bakım Tedbir kararı ile koruma altında olan bir çocuğun ailesine döndürülmesi amacıyla aile ile yapılacak ekonomik desteğin çocuğun ailesinde kalmasını sağlayıp sağlayamadığı gibi.
2.Hedef  
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği  
3.Hedef  
Gerçekleştirilecek faaliyetler   
Görev alacak kişi/kuruluşlar   
Tarih/süre   
İlerlemenin Nasıl Ölçüleceği