Özellikle son yıllar içerisinde gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun olmak üzere güç koşullar altındaki çocuklar ya da  risk altındaki çocuklar tanımlamasına uyan çocukların sayısı artmaktadır.         
  Bu çocukların risk altında olarak değerlendirilmelerinde birinci etken, çocukluk dönemlerinde yaşlarına uygun olmayan, tehlike ve riskleri içeren bir yaşam içerisinde olmalarıdır. Oyun çağındaki çocuğun oyun oynaması, okul çağındaki çocuğun okula gitmesi gerekirken bu çocukların yaşamlarını başka şekilde tehlikeli ve gelişimlerini engelleyen boyutlarda sürdürdükleri görülmektedir.
 
     Risk altındaki çocuklar dediğimizde de en sık karşımıza çıkan 4 grup olduğu görülmektedir. Bunlar: 
1- Sokak çocukları,  2- Suça itilen çocuklar,    3- Çalışan çocuklar ve
4- İstismara maruz kalan çocuklar. Son yıllarda sayıları sürekli artan mülteci çocukları da bu kategoride değerlendirmek gerekmektedir.
 
     Bu grupları değerlendirdiğimizde;
 1-Grupların birbirinden bağımsız olmadığı tam tersine iç içe geçmiş olmalarıdır.
 
 2-Sayısal olarak bakıldığında asıl büyüyen tehlike sokakta yaşayan çocuklar değil, sokakta çalışan çocuklardır. Sokakta çalışan çocuklar, çocukluğunu yaşamamakta, evden kopmakta ve hızla kötü alışkanlıklara doğru yönlenmektedir.                         
 NEDENLERİ
Çocuklar sadece  bazı toplumsal durumlarda (eğitimsiz/yoksul aile gibi) değil, toplumun genelinde risklere açık olarak yaşamaktadır.
 
1. Devletin çocuğa bakış açısı ve çocuklara yönelik yükümlülüklerini yerine getirirken izlediği politikaların aşağıda sıralanan sonuçları çocuklara yönelik riskin ana zemini oluşturmaktadır:
 
• Devletin, çocuğu yurttaş olarak hak sahibi bir birey konumunda  görmeyip onunla sadece korunmaya muhtaç olduğu noktadan ilişki kuran bir sistemi benimsemiş olması; riskleri önceden gören ve önlemeye yönelik çalışan bir sistemin olmaması,
• Çocuğun gereksinimi olan ortamların   desteklenmemesi, risklere karşı olumluyu özendiren ya da ortaya koyan ortamların ve mekanizmaların olmaması,
• Hizmetlerin ve kaynakların planlanmasında bütün çocukların gelişim ve topluma katılımlarına yönelik gereksinimlerinin öncelikli olarak dikkate alınmaması ve bu ortamların (hamilelikten itibaren izleme ve destekleme hizmetleri, anne baba okulları, okul öncesi eğitim hizmetleri, okul saatleri sonrası sosyal kültürel merkezler, parklar, oyun ve spor alanları, yetenek ve becerilerini geliştirme merkezleri) yeterince olmaması,
• Tüm çocukların gelişim ve topluma katılım sürecindeki gereksinimleri dikkate alan bir çocuk politikası olmaması,
• Özgürlükçü – eşitlikçi olmayan; otoriter, baskıcı ve sorgulatmayan yöntemleri tercih eden ve çocuk gerçeğini görmezden gelen eğitim politikaları ve eğitim sistemine bağlı  olarak eğitim kurumlarının ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte olmaması, 
• Sosyal  yardım sisteminin hak temelli örgütlenmemiş olması,
• Çocuğun korunma ihtiyacını gidermeye yönelik olarak kurum bakımının yaygın olarak kullanılması, aile ve aile tipi bakımı güçlendirecek hizmetlerin yeterince varolmaması,
• Çocukların bir arada yaşadıkları kurumlarda, birlikte bulundukları okul gibi ortamların çocuklara yönelik riskleri fark edecek ve önleyecek biçimde tasarlanmamış olması,
• Çocuklara yönelik hizmetlerde çalışan personele riskleri erken fark etme ve etkili müdahale etme becerilerini geliştirecek desteklerin ve özlük haklarının yeterince sağlanmaması.
 
2. Toplumsal sorunlar en çok çocukları olumsuz etkilerken, bazı toplumsal değerler  ya da kurumlar da çocuklar için riskli olabilmektedir:
 
• Sosyo – ekonomik güçlüklerin yarattığı riskler ve risk ortamları: işsizlik, savaş, göç/mültecilik, azınlık gruplarına mensup olmak gibi yapısal eşitsizlikler,
• Şiddetin meşrulaştırılması ve olağanlaştırılması; çocuğun içine doğduğu veya ait olduğu sosyal çevrenin istismar edici nitelikteki yapıları, onları bedensel ve ruhsal  olarak yaralayıcı cezalandırma, öldürme hakkı veren töreler ve bunu destekleyen özlü sözler ile pekiştirilen  kültürel normları ve çocukla ilgili geleneksel düşünme biçimleri, yetiştirme tutumları,
• Toplumsal değerleri çarpıtan, cinsellik ve şiddet görüntüleri içeren, çocukları tüketimin hedef kitlesi haline getiren ve cinsel yönden objeleştiren, bunun yanında topluma yönelik tehdit gibi gösterip önyargılar oluşturan yazılı ve görsel yayınlar.
 
3. Çocuğu bakıp, gözetmek, hayata hazırlamak yükümlülüğünü temelde aile taşırken bu yükümlülüğü desteklemesi ve kolaylaştırması gereken devletin bunu değerlendirmekte ve yerine getirmekte yetersiz kalması (çocuklara ve ailelerine yönelik sosyal destek sisteminin yetersiz olması) aşağıdaki durumları çocuklara yönelik risk faktörleri haline getirmektedir:
 
• Aile içi şiddet ve geçimsizlik, iletişimsizlik, yetersiz ebevyn tutumları, ebeveyn-çocuk arasındaki bağlanma bozuklukları,
• Anne ya da baba ölümleri, terkleri, boşanmalar, üveylik ve evlatlık durumları,
• İstenmeyen gebelik, gayri meşruluk,
• Sık ve erken doğum,
• Ergenlik çağında (20 yaş altı) anne – babalık
• Ailede ruhsal ya da bedensel süreğen hastalıklı veya engelli bireylerin  olması,
• Ailede alkol ve madde bağımlısı bireylerin olması,
• Çocuklarda görülen gelişimsel, ruhsal bozukluklar ve engellilik durumları.
 
ANNE VE BABALARA YÖNELİK ÇALIŞMALAR
 
Genel Olarak
 
1. Ebeveynlerin geleneksel çocuk eğitimi tarzlarının değiştirilmesi, 
Bunun için ebeveynin etkin olması için; 
a-) Her birey farklı yaratılmıştır, 
b-) Çocuğu dinlemek, 
c-)Ona zaman ayırmak, 
d-) Net ve açık olmak, 
e-) İyi model olmak, 
f-) Pozitif disiplin kurallarını uygulamak, konularında eğitilmesi gerekmektedir. 
 
2. Ergenlik dönemindeki çocuklar ile ilgili ebeveynler; 
a-) Bu konuda bilgilenmeleri, 
b-) Kendi gençliklerini hatırlamaları, 
c-) Onları dinlemeleri, 
d-) Olumlu davranışları takdir ederken, olumsuz davranışlarla yüzleşmelerini sağlamaları, 
f-) Haklar ve özgürlükler konusunda genel kurallar ve pazarlık yapılmayacak konular önceden belirlenip kararlı olmaları, birlikte kuralları koymaları, 
g-) Büyüdüğünü hissetmesi için görev ve sorumluluklar verilmesi, 
h-) Onu iyi tanıyın ki, herhangi bir sorun karşısında yardımcı olabilmeleri, 
ı-) Endişe verici sebepler (İçe çekilme, arkadaşlardan ve aileden  uzaklaşma-ilgi alanlarını kaybetme veya değiştirme-Aniden değişik gruplarla olma-davranışlarda olumsuz olarak değişikliklerin görülmesi- okul başarısında sert düşüşlerin olması gibi) konularında bilgilendirilmesi gerekmektedir. 
 
3. Alkol ve Madde Kullanımı 
a-) Belli bir mesafeden izlenmelidir, ama dedektiflik yapılmamalıdır, 
b-) Güven verilmelidir, 
c-) İyi örneklere özendirilmelidir, 
d-) Kesin delil olmadan ön yargılı davranılmamalıdır, 
e-) Sakin anlarda iletişim kurulmalıdır, 
f-) Ne olursa olsun iletişimin koparılmamalıdır,, 
g-) Okulla irtibatın kesilmemelidir, 
h-) Arkadaşlarının iyi tanınmalıdır, 
 
4. Kriz anlarında sorunlarla baş edebilmesi için ailelerin yeterli destek ve bilgilere sahip olması sağlanmalıdır. (Boşanma, ölüm ve ayrılık çocuklar için kriz dönemleridir.)  
a-) Ölüm gerçeği bilimsel ve dinsel olarak açıklanmalıdır,
b-) Boşanma durumlarında gerekçeleriyle açıklanmalı ve çocuğun duyguları da ifade ettirilmelidir, yeni düzenin süratle kurulmalı ve çocuk taraf yapılmamalıdır.
 
Bu bilgi ve davranışların kazanılması için ailelerin; okul imkanları ile eğitilmesi ya da çevre üniversitelerden uzman kişiler tarafından seminerler ve konferansların verilmesi, sorun yaşayan ailelerin «özel eğitim» alması, sağlanmalıdır. 
 
YAPILMASI GEREKENLER
Çocuklara yönelik riskleri fark etme ve önlemeye yönelik olarak, ailenin çocuğa koruyucu bir ortam sunabilmesi için yapılması gerekenler:
 
1. Aileye, içinde bulunduğu sosyo – ekonomik güçlükleri gidermeye yönelik hak temelli ve düzenli hizmetlerin sunulması, 
2. Aile içerisinde çocuğun ayrı bir birey olduğu bilincini oluşturacak çalışmaların düzenli olarak yürütülmesi,
3. Çocuk korunmaya muhtaç hale gelmeden, çocuğa yönelik riski önceden fark edebilmek amacıyla aileyi düzenli izleyen birimleri barındıran ve aileye yönelik destekleyici hizmetleri organize eden işlevsel merkezlerin kurulması,
4. Evlilik öncesi eşler arası iletişimi ve problem çözme becerilerini destekleyici ve anne baba olma, çocuk yetiştirme ile ilgili bilgilendirici çalışmaların yapılmasını sağlayacak danışmanlık hizmetlerinin organize edilmesi ve bu hizmetlerin bütün nüfusa yönelik olarak uygulanması,
5. Aile üyelerine yönelik ihmal ve istismar konusunda farkındalık kazanmaları sağlayıcı eğitimler yapılması,
6. Sözlü ve yazılı basının anne – baba olma, çocuk yetiştirme gibi konularda aileye yönelik mesajlar içeren çalışmalar yapmaya teşvik edilmesi, 
7. Gerek devlet tarafından desteklenen, gerekse STK’lar tarafından düzenlenen aileye dönük çalışmaların güçlendirilmesi ve bu konuda daha organize bir yaklaşım izleyerek bu çalışmaları tanıtıcı faaliyetlere kaynak ayrılması, Eğitim süreci içerisinde çocuğu izleme ve takip etme, aileyle iletişim kurabilme olanaklarının güçlendirilmesi ve bu olanakları kullanan öğretmenlere ve okulda görevli psikolojik danışmanlara ihmal ve istismar ile ilgili hizmet içi eğitimlerin düzenli olarak verilmesi,
8. Okul ortamı içerisinde, akademik, sosyal ve duygusal yönden problem yaşayan çocukların takip edilmesini, ortaya çıkabilecek risk durumlarını önceden fark edebilmeyi ve aileleri ile iletişime geçerek önlemeye yönelik tedbir almayı hedefleyen bir sistem kurulması,
9. Okul öncesi dönemden başlayarak uygun eğitimsel, psikolojik ve tıbbi tekniklerle çocuklara yönelik ruh sağlığı dahil olmak üzere sağlık taramalarının yapılması,
10. Aile planlamasının önemsemesi ve bu konuda daha işlevsel bir sistem kurulması,
 
 EĞİTİM HİZMETLERİNDE YAPILMASI GEREKENLER
1. Mevcut olanakların daha etkili kullanılmasını sağlamak için yapılması gerekenler
 
Olanaklar kısmında sayılan eğitim sisteminin öğeleri, sistem çocukları ihmal ve istismardan koruma yaklaşımı içinde yapılanmadığı için, bu konuda etkili olamamaktadırlar. Eğitim sisteminin çocuğa yönelik riskleri erken fark eden ve önleyebilen niteliğe sahip olabilmesi için sunulan hizmete bu boyutun eklenmesi gerekmektedir. Aşağıda bu amaçla yapılması gerekenler yer almaktadır.
 
Milli Eğitim Bakanlığı:
a. Bakanlık sadece eğitim/öğretimden sorumlu değil, çocukları ihmal ve istismardan korumak ile de yükümlüdür.
b. Müfredatta ve eğitim materyallerinde değişiklikler yapılmalı; cinsel ve benzeri ayrımcılık içeren içerikler değiştirilmeli, barış eğitimi, etik gibi konular yaşlara uygun şekilde müfredata alınmalıdır.
c. Sisteme dair geliştirilecek ve uygulanacak reformlar öğretmenleri destekleyecek şekilde düşünülmelidir.
 
Okul İdareleri:
a. Öncelikle çocukları ihmal ve istismardan korumayı ilke edinmiş bir idari yapı gelişmelidir. Bu konuda gerekli eğitimlere tüm çalışanların katılması sağlamalıdır.
b. Bir risk durumu ortaya çıktığında bunu fark eden öğretmen/PDR uzmanı ya da personelin ivedi olarak “önerilen yapıya”  başvurması kolaylaştırmalı, bürokratik engeller ya da okulun itibarına yönelik kaygılar ortadan kaldırılmalıdır.
c. Okulun her türlü uygulamasında varolan ayrımcılıklar ortadan kaldırılmalıdır.
d. Öğrencilerden katkı payı alınmamalıdır.
e. Okulun kendi içinde varolabilecek ihmal ve istismar durumlarına fark etmeye ve bunları bertaraf etmeye yönelik olarak etkili bir tutum sergilenmelidir. Böyle durumlar baş gösterdiğinde sağlıklı çözümlerle yaklaşılmalıdır.
 
Öğretmenler:
a. Öğretmenlere, öğrenci ve ailelerinden envanter ya da aile görüşmeleri çerçevesinde aldıkları bilgilere risk durumlarını araştıran tarzda yaklaşmalarını sağlayıcı bir donanım verilmelidir. Çocukları ihmal ve istismardan korumaya yönelik eğitimlerle desteklenmeliler.
b. Öğretmen-PDR uzmanı işbirliği daha da güçlendirilmeli ve etkinliği arttırılmalıdır.
c. Risk durumları ortaya çıktığında öğretmenlerin ne yapabilecekleri, aile ve öğrenciyi kimlere yönlendirebilecekleri önceden açık ve net olarak bilinmelidir.
 
PDR:
a. Sayıları arttırılmalıdır.
b. Çocukları ihmal ve istismardan korumak üzere daha etkin bir durumda çalışabilmeleri için özellikle bu konuda idare ve öğretmenlerle işbirlikleri arttırılarak çalışmaları desteklenmelidir.
c. Çocukları ihmal ve istismardan korumak için gerekli yetkinlik sağlayan eğitimlerle desteklenmelidirler.
d. Aileleri yönlendirebilecekleri kurumlarla işbirlikleri (Toplum merkezleri gibi) arttırılmalıdır.
 
Okul – RAM işbirliği:
a. Çocukların RAM’a yönlendirilmesi okul müdür tarafından değil, aile – çocuk – rehber öğretmen işbirliği ile gerçekleştirilmelidir.
b. RAM’a yönlendirilen çocuğun okulun sorunu gibi gösterilmemesini sağlayacak bir sistem oluşturulmalıdır.
c. PDR uzmanları okul müdürlerine değil, RAM’lara idari olarak bağlı çalışmalıdır.
 
Okul aile birlikleri:
a. Okul aile birlikleri, okullarında özellikle ihmal ve istismara yönelik durumları takip eden, bu açıdan denetleyici bir rol alabilirler. Okul içinde yaşanan ihmal ve istismarları izleyebilecek ek bir yapı görevi görebilirler.
 
E-kayıt sistemi:
a. Özellikle okula devamsızlık yapmaya başlayan çocukların takibinde daha etkin olarak kullanılmalıdır.
 
2. Etkili bir mekanizmanın kurulması için yapılması gerekenler
 
Çocuklara yönelik riskleri erken fark eden ve bunları bertaraf etmeye yönelik olarak çalışan bir yaklaşımın sisteme dönüşmesi için, varolan olanakların güçlendirilmesine yönelik yukarıda yer alan önerilerin yanında henüz hiç bulunmayan ve yapılandırılması gereken bir sisteme dair de yapılması gerekenler bulunmaktadır.
 
a. Yerel düzeyde hizmet sunan, izlemeden sorumlu birimlerin oluşturulması:Çocuklara yönelik risklerin erken fark edilebilmesi ve bertaraf edilebilmesi için yerelde bir izleme mekanizması kurulması elzemdir. Bu mekanizma;
• Yerelleşmiş olmalı ama merkezi denetimi/standardı bulunmalı
• İhmal/istismar riskini fark etme ve önleme/koruma konusunda birincil sorumluluğa sahip olmalı
• Risk fark edildiğinde bu merkeze bildirilmeli ve bu merkez devreye girmelidir.
• Bu merkez okul/eğitim sistemiyle yakından çalışmalıdır.
• Okullarda sosyal hizmet uzmanları bulundurulmalıdır.
 
b. Önerilen işbirlikleri: Aynı zamanda çocukların korunmasından sorumlu kişi ve kurumlar arasında etkili işbirlikleri geliştirilmelidir. 
 
• Okul – yerelleşmiş  sosyal hizmetler:Okullar ile yerelleşmiş sosyal hizmetler arasındaki işbirlikleri oluşturulması gereken en önemli ilişkilerdendir. Yerel sosyal hizmet birimleri / toplum merkezleri üstünden aileler/çocuklar hakkındaki sağlıklı bilgilerin PDR ve sınıf öğretmenlerine aktarılmasının sağlanması ve sorun olduğunda hem okul hem de sosyal hizmet birimlerinin izlemesi ve hizmet sunması çok önemlidir.
 
• Okul-SH-Muhtar: Muhtarlar çocukları koruma ağının bir parçası olmalıdır.
 
• Okul-SH-Mahalledeki spor kulüpleri:Çeşitli mahallelerde bir çok altyapısı olan spor kulüpleri bulunmaktadır. Bu kulüplerle yapılacak işbirliği çerçevesinde bu kulüplerin faaliyetlerinden çocukların yararlanması sağlanabilir. Aynı zamanda çocukların güvenli bilgisayar erişimi için koruma filtreleri iyi çalışan bilgisayar sistemleri belediye tarafından bu kulüplere verilebilir. Bu öneri özellikle çocukların zamanlarını internet kafelerde geçirmelerinden kaynaklanan riskleri bertaraf etmek için çok önemlidir. Aynı zamanda çocuğun antrenör gibi bir yetişkinle geçireceği zaman da iyi modellerin/ilişkilerin varlığı bakımından da çok destekleyici olabilir.
 
• Okul-SHÇEK-üniversite ilgili bölüm öğrencileri:Psikoloji, sosyoloji, PDR, okul öncesi eğitim ve öğretim fakülteleri öğrencileri, belli bir eğitim ve gözetmenlik çerçevesinde okullarda sınıf öğretmenlerine ve PDR’ye destek verebilir. Çocuklara yönelik daha fazla koruyucu/önleyici programların sunulmasına destek olabilirler.
 
• Okul-SH-Baro:Baronun sunduğu ücretsiz hukuki yardım daha iyi bilinmeli ve tanıtılmalıdır.
 
• Yaygın eğitim-örgün eğitim ilişkisi:Birbirini destekleyecek bu sistemlerin daha koordineli çalışmaları sağlanmalıdır.
 
• Okul-atölye-işyerleri denetlenmesi:Eğitim amaçlı da olsa çocukların çalıştığı yerler düzenli olarak denetlenmelidir.
 
SAĞLIK HİZMETLERİNDE YAPILMASI GEREKENLER
 
Sağlık hizmetinin yaygınlığının düzeyine rağmen risk analizi sonucu doğru yönetilen olgu sayısı yok denecek kadar az olması, sağlık sektörünün riskleri erken fark eden ve önleyen bir sistemin parçası olması için yapılması gereken pek çok şey bulunduğunu ortaya koymaktadır.
 
1. Sağlık personelinin risk belirleme sürecinde yer alması sağlanmalıdır.
 
2. Toplumda sağlık sisteminden yararlanamayan önemli bir nüfusun var olduğu ve bu grubun risk altında olduğu dikkate alınarak, bazı kişilerin sistem dışında kalmasına neden olan faktörler tespit edilmeli, bu faktörleri ortadan kaldırarak sağlık hizmetleri herkesin kolaylıkla yararlanabileceği biçimde yapılandırılmalıdır.
 
3. Genel Sağlık Sigortasının tüm nüfusun sağlık hizmetlerinden yararlanmasını zorlaştırıcı kuralları değiştirilmelidir.
 
4. Öğretmenlerin sağlık hizmetleri ve çalışanları ile koordinasyonu sağlanmalıdır.
 
5. Sağlık hizmeti sunan birimlerin, toplum hizmetleri ile bağlantısı güçlendirilmelidir.
 
6. Ana – Çocuk sağlığı merkezleri ve sağlık ocaklarının riskleri erken fark etme ve önleme mekanizmasındaki rolleri açıkça tarif edilmeli ve bu birimlerin personeli bu konuda eğitilmelidir.
 
7. Ruhsal durum muayenesi ve tedavisi yapacak birimler niteliksel ve niceliksel açıdan yeterli hale getirilmelidir.
 
8. Bulaşıcı hastalıklardan korumaya yönelik hizmetlerin risk altındaki bütün çocuklara da ulaşacak biçimde sunulması sağlanmalıdır.
 
9. Şiddetle ilgili düzenli bir veri toplama ve takip sistemi oluşturulmalıdır.
 
10. Sağlık hizmetlerinde önleme amaçlı toplanan verinin, sosyal hizmetler ile ortak kullanımını sağlayacak bir mekanizma oluşturulmalıdır.
 
11. İstismar vakalarında başvurulabilecek, bu alanda uzmanların çalıştığı merkezler oluşturulmalı.
 
12. Bu alanda çalışanların eğitimlerinde çocuk koruma konusunda bir müfredat birlikteliği sağlanmalı.
 
SOSYAL HİZMETLERDE YAPILMASI GEREKENLER
 
1. Kurumlar arasında görev dağılımı konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle sokakta çalışan/yaşayan çocuklar alanı konusunda kurumlar arasında ciddi görev çakışmalarınsan kaynaklanan sorunlar bulunmaktadır. Bunun giderilmesi için;
 
a. Kurumların ve bu alanda çalışan meslek elemanlarının görev ve rolleri ile yetkileri açıkça tarif edilmelidir.
 
b. Kurumlar arasında koordinasyonun nasıl sağlanacağı belirlenmelidir.
 
2. Kolluğun çocuk birimine  gelen özellikle travma mağduru çocukların  kalabileceği bir bakım ünitesinin olmaması nedeniyle bu çocuklar kolluğun birimlerinde kalmakta, sosyal hizmetlerin devreye girmesi gecikmektedir.  Travma mağduru çocukların hemen kabul edilebilecekleri sosyal hizmet kuruluşları oluşturulmalıdır.
 
3. Genel olarak da bütün Polise gelen çocukların hemen sosyal hizmetlere teslim edilebileceği bir birimin olmaması çocukla ilgili risklere müdahale edilmesini geciktirmekte veya çocuğun süreç içerisinde istismarına neden olmaktadır. 24 saat hizmet verecek bir birim kurulmalı, bu birimde uygun meslek elemanları görevlendirilmeli ve bakım ünitesinin olması sağlanmalıdır.
 
4. Sosyal hizmetler kuruluşlarının yetersiz ve dağınık olması müdahalenin hızlı bir biçimde yapılmasını engellemektedir. İhmal ve istismar ile ilgili önleme ve korumaya yönelik çalışma yapacak kuruluşların yaygın ve kolay ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.
 
5. Çocukların dahil oldukları davaların  sona ermesinde sonra bu çocuklara yönelik sosyal hizmetlere dayalı bir izleme mekanizmasının kurulmamış olması nedeniyle, istismara uğramış ve travma yaşayan çocukların izlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu konudan sorumlu bir sosyal hizmet birimi oluşturulmalıdır.
 
6. Yerelde sosyal hizmetlerin örgütlenmemiş olması. Yerelde sosyal hizmet örgütlerinin oluşması çok önemlidir. İzleme ve müdahalenin mümkün olduğunca yerel düzeyde yapılması gerekmektedir.  Bu birim izleme ve önlemeye yönelik özellikleri aşağıdaki gibi olmalıdır:
 
• Bu birimler mahalle düzeyinde örgütlenmelidir: Böylece her aile ile birebir ilişki kurulabilecek ve bütün çocuklar kapsanabilecektir. Toplum sosyal hizmetleri bilinmediği için, mağdur bu hizmetlere ulaşamayabilir, bu nedenle hizmetlerin herkese ulaşabileceği biçimde yapılandırılması gerekir.
 
• Ailelerin sosyal ihtiyaçlarının tespit edilebileceği bir sistem kurulmalıdır: Boşanmış ailelerin ve çocukların sosyal hizmetlerin gözetiminde olması; ebeveyn kaybından suça itilmeye kadar bütün risk faktörlerine maruz kalan çocukların tespit, korunması ve takibi sağlanmalıdır.
 
• İhtiyaç sahibi aileler tespit edilerek sosyal yardım yapılmalıdır. Aileler ile birebir çalışarak sosyal ihtiyaç tespitlerinin yapılması; aile içinde vasıfsız olan çalışabilir kişilerin halk eğitim ile bağlantıya geçilerek eğitimleri sağlanması, vasıflı hale getirilmesi gereklidir.
 
• Yerelleşme ve yaygılaştırmada taşeronlaşmaya yol açılmamasına özen gösterilmelidir.
 
7. Sosyal hizmet kurumlarının gerek polis ile gerekse çocuk mahkemeleri ile koordinasyon içinde bilgi akışını sağlayacak şekilde çalışması sağlanmalıdır. Bunun için sosyal hizmetlerden sorumlu kurumun adliye yakınında olması dışında bir sosyal hizmet uzmanının adliye içinde olması da önemlidir.
 
8. Meslek elemanlarının yapılan işe ve alana uygun olarak belli kriterlere göre  işe alınması gerekir.
 
9. Çocuk büro amirliklerinde sosyal hizmet uzmanlarının çocuklar ile görüşmede bulunması sağlanmalı, çocuğun ilk görüşmede sadece polis ile karşılaşması önlenmelidir.
 
10. Eğitim kurumları riskleri fark etme açısından odak olmalı ve sosyal hizmetler ile işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışması gerekir. Bu kapsamda olmak üzere;
a. Muhtarlardan, sosyal hizmet uzmanlarına, okula kadar bir ağ oluşturulmalıdır,
 
b. Çocukların durumları okulda gözlenmeli
 
c. Sosyal hizmetler kurumu çalışanları ile okul rehber öğretmenleri arasında düzenli  bilgi akışının sağlanmalıdır.
 
11. Mülteci çocukların yurtlara yerleştirilmesi çeşitli sorunlara sebep olmaktadır. Öte yandan yabancılar şubelerinde sosyal hizmet uzmanı her zaman bulunmamaktadır (Örn. Kumkapı  yabancılar şubesi misafirhanesi).  Yurda yerleştirilen mülteci çocuklar ile aileleri arasında iletişim sağlayacak bir sosyal hizmet uzmanının görevlendirilmesi uygun olacaktır.
 
ERKEN UYARI SİSTEMİ VE RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR İLE İLGİLİ YAPILACAK ÇALIŞMALAR
 
    Çocuklara yönelik riskleri önceden fark edip önlemeye çalışmak, “Çocuk Koruma” Mekanizması”nın temel önceliğidir. 
 
    2005 yılında çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu çocukların her türlü riskten korunmasını ve korunmayan çocuklara yönelik iyileştirici tedbirlerin alınması ve hizmetlerin sağlanmasının örgütlenmesini hedeflemektedir. 
 
    Sitemin genel yapısı incelendiğinde önleyici/koruyucu mekanizmaların tanımlanmamış olduğu görülmüştür. Sistem öncelikle zarar görmüş ya da zarar görme riski çok yüksek olan çocuk ve gençlere yönelik her türlü bakım ve sağaltım süreçlerini kapsamaktadır. Sistemde çocuğun korunmaya muhtaç hale gelmeden önce tespiti ve uygun sosyal, ailesel ve ruhsal yardıma ulaşmasını sağlayacak bir yaklaşımın benimsenmemiştir. 
 
      Risk altındaki çocukların önceden fark edilmesi ve gerekli psikososyal önlemlerin alınabilmesine fırsat sağlayacak “Erken Tanı ve Yönlendirme Sistemi”’nin çalışmaları başlatılmıştır. Önerilen yeni modelde çocuk koruma sistemi; 2 temel stratejik alan;  erken tanı/yönlendirme ile müdahale alanıdır. 
 
      Eğitim kurumlarında: Rehberlik Hizmetleri Yürütme Kurulu’nun alt unsuru olarak çalışabilecek RTK her riskli çocuk için o çocuktan sorumlu olan kişiler; okul müdür yardımcısı, psikolojik danışman ve sınıf rehber öğretmeninden oluşturulur. Sorun değerlendirilip plan hazırlanır ve yönlendirme yapılır.
 
    Erken Uyarı Modelinin ilk adımıçocukların yaşamlarındaki risklerin gerçekleşmesine neden olan koşulların taranması, tarama sonucunun etkin olarak değerlendirilmesini içermektedir. Modelin ayakları 3 düzeyde oluşturulmuştur. 
 
   Tarama süreci olan 1. düzeyde;çocuğun aile yapısı, maddi durumu, ebeveynlik kapasitesi, bebek/çocuk gelişimi ile ilgili riskler tespit edilir. 0-18 yaş arası her çocuğun yaşına göre onunla temelde ilişkilenen kurumlar tarafından düzenli olarak taranması erken uyarı modelinin temel öğesidir. Bu amaca yönelik çeşitli tarama ölçekleri geliştirilmiştir.  0-5 yaş taraması sağlık personeli, 6 yaş taraması anaokulu öğretmeni, 7-10 yaş taraması sınıf öğretmeni,11-18 yaş taraması sınıf rehber öğretmeni tarafından gerçekleştirilir. 
 
    Tarama süreci sonrasında risk koşulları gözlemlendiyse, Sağlık ve Eğitim kurumları içerisinde gerekli ilk yönlendirmelerin yapılması ve sonuçlarının takibi 2. düzeyde gerçekleştirilir. 
 
    2. düzeyde yapılması öngörülen yönlendirme sonucu beklenen etki görülmediyse risk koşulları tekrarlandıysa artış gösterdiyse Ön Değerlendirme Ekibi vasıtasıyla derinlemesine inceleme ve gerekli yönlendirme yapılır. 
 
   Bu konuda Yıldırım İlçesi’ne bağlı pilot uygulama devam etmektedir. Muhtemelen 2011-2012 Eğitim Öğretim yılından itibaren Bursa ve Türkiye’de uygulanabilecektir. E-okul üzerinden öğrencilerin taramaları sınıf öğretmeni/sınıf rehber öğretmeni tarafından gerçekleştirilerek risk altındaki öğrencilerin tespit edilmesi sağlanacaktır. Tespit edilme çalışmasından sonra gerekli önleme çalışmalarına başlanacaktır.
 

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLAR VE AİLELERİNE YÖNELİK YAPILMASI GEREKENLER

 
 
 
                                               Caferi Tayyar İĞDİR
İl Sekretarya Sorumlusu

 
          ERKEN UYARI SİSTEMİ VE RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR
NO ETKİNLİĞİN TÜRÜ YAPILACAK OLAN ÇALIŞMALAR SORUMLU KİŞİLER  
AÇIKLAMALAR
1 Rehber öğretmen tarafından okul idaresi ve sınıf/branş öğretmenlerine sistem hakkında bilgi verilmesi Okul İdaresi ve öğretmenlere erken uyarı sistemi içinde kullanılacak tarama araçlarının tanıtılması 
 
Okul Müdürlüğü, 
Okul Rehber Öğretmeni, Sınıf ve Branş Öğretmenleri
—Sistemin amaç ve içerik yönünden anlatılması
— İlimizde yapılan uygulamalar konusunda bilgi verilmesi
— Okulda yapılacak çalışmaların paylaşılması görev ve sorumlulukların belirlenmesi
—Okul içi ve dışı risk faktörlerinin belirlenmesi
2 Ana sınıfı/sınıf/şube rehber öğretmenlerinin sınıf içi tarama yapması Risk altında olan öğrencilerin belirlenmesi Sınıf Rehber Öğretmenleri —Öğretmenler tarafından tarama ölçeğinin öğrencilere uygulanması 
—Öğrencilerin içinde bulundukları risk ve sorunların belirlenmesi
—Öğretmenin riskli durumda olan öğrenci velisi ile görüşmesi ve detaylı bilgi toplaması
— Risk tarama sonuçlarının sınıf/ şube rehber öğretmenleri tarafından e okul sistemine işlenmesi
3 Okul rehberlik hizmetleri yürütme komisyonu altında risk takip ekibinin kurulması Risk Takip Ekibinin Kurulması, görev ve sorumluluklarının belirlenmesi Okul Müdürlüğü, 
Rehber Öğrt.
Sınıf Öğrt,
Branş Öğretmenleri,
Aile.
—Tarama sonucunda belirlenen öğrencilerin okul ortamında gözlenerek kayıt tutulması
—Bu gözlemler sonucunda gerekli görülen öğrencilerin değerlendirilmeye alınması,
— Tarama sonucu belirlenen öğrencilere yönelik yapılacak çalışmaların planlanması
— Bir ve üç aylık periyotlar halinde öğrencinin tekrar değerlendirilmesi ve risk durumunun derecelendirilmesi. 
—Risk Takip Ekibi tarafından yapılan çalışmalara rağmen, sonuç alınamaması halinde ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılması
 
4 İşbirliği yapılacak kurum ve kuruluşların belirlenmesi RAM, Sağlık Müdürlüğü, Kolluk Kuvvetleri, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Dayanışma Vakfı, Adliye gibi kurumlarla irtibata geçmek Aile
Rehber Öğrt.
Sınıf Öğrt.
 
—Risk durumu belirlenen öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda işbirliğine gidilecek kurum ve kuruluşlarla irtibata geçmek
5 Velilere yönelik eğitim çalışmaları Veliyi öğrencinin tanısı ve eğitim süreci ve gelişimi ilgili bilgilendirmek Okul Rehber Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, 
Öğrenci Velileri
Öğrencinin ailesine;
—Öğrencinin risk durumu ilgili bilgi verilmesi,
—Öğrenciyle yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi verilmesi,
—İşbirliği yapılacak kurum ve kuruluşlarla ilgili bilgi verilmesi,
—Belli aralıklarla  aileyle görüşülerek işbirliği yapılması.
—Gerekli   durumlarda  ev ziyaretlerinin yapılması.
— Anne Destek Programı /Baba Destek Programı, 7-19 Yaş Aile Eğitimi ile ebeveynlerde çocuğun duygusal, sosyal, bilişsel ve fiziksel gelişimi konusunda bilinç oluşturmak
 
Caferi Tayyar İĞDİR
İl Sekretarya Sorumlusu