Koruma altındaki çocukların eğitim yönünden dezavantajlı olduğunu,
Aile çocuklarına oranla akademik başarılarının düşük olduğu,
Aile çocuklarına oranla sosyal uyum düzeylerinin düşük olduğu,
Aile çocuklarına oranla daha fazla okul devamsızlıklarının olduğu, okulu terki yaşadıkları görülmektedir.
Bu nedenle, koruma altındaki çocukların bakım ve korunmalarında okulun rolünün önemli olduğu görülmektedir
OKULUN TEMEL MİSYONU
Çocukları ve gençleri ve yetişkin dünyasında etkili bir biçimde yer alabilmeleri için onlara destek olmaktır.
Okullar, her öğrencinin kendisini her türlü fiziksel  ya da psikolojik tehdit ve tehlikeye karşı güvende hissedeceği, başkalarıyla birlikte çalışma ve öğrenme fırsatı bulabileceği, bireysel farklılıkların doğal kabul edildiği ve saygı duyulduğu bir çevre olmak zorundadır.
Okulların çocukların gelişim alanlarının desteklendiği, istedik yönde davranış değişikliğinin kazandırıldığı, pekiştirildiği, öğrencilerin ve ailelerin karşılıklı dayanışma içerisinde oldukları ideal eğitim ortamları olması beklenir. Bu özellikleriyle okullar, bireyin toplumsallaşması sürecinde önemli bir rol oynar.
Çocukların güvenliği ve iyilik hali toplumlarda can alıcı öneme sahiptir.
Okullarında çocuk koruma sürecinde diğer kurumlarla birlikte daha çok yer almaya başlamasına yol açmıştır.
Okullardaki çocuk koruma uygulamalarına olan ilginin artmasına rağmen, ancak;
  1. Öğretmen ve okul yöneticisinin yetiştirilmesinde çocukların korunması ile ilgili konularında yeterince eğitim verilmediği,
  2. Öğretmenler için çocuk koruma eğitimlerinin hizmet öncesi programlarda başlaması gerektiği,
  3. Çocuk koruma alanı ile ilgili uluslararası ve ulusal mevzuat konularının eğitim fakültelerinde verilmesi gerektiği,
Okulun en önemli unsurlarından birisi öğretmenlerdir. Okul ortamı, çocukların ev ortamı dışında en çok zaman geçirdikleri yerlerdendir. Eğitim süresi boyunca, ailesi tarafından kötü muameleye uğrayan çocukların tespit edilmesi, gerek müdahale, gerek rehabilitasyon açısından oldukça önemlidir.
Öğretmenler sınıflarında bulunan bir çocuğun korunma ihtiyacı olup olmadığını sahip oldukları bilgi ve beceriler yardımıyla kolaylıkla anlayabilirler. Çocuğun güvenliği ve refahı, öğretmenlik görevinin önemeli bir parçasıdır.
İngiltere de her okulda çocuk koruma kanunu ile ilgili görev yapan bir öğretmen vardır.
AMAÇ 2
Korunmaya ihtiyacı olan Çocukların korunmasında okulun rolü
Okulun sosyal hizmet kurumlarıyla ilişkisi,
Çocukluk bebeklik gibi doğal bir gerçeklik değildir. Çocukluk sosyo-kültürel bir kavramdır. Bu nedenle çocukluğun anlamı diğer toplumsal kavramlar gibi norm ve değerlere göre göreceli olarak belirlenir. Çocukluk biyolojik bir katagori değil, sosyolojik bir tasarımdır.
Bebeklik doğal, önü alınmaz ve dünyanın her köşesinde benzerlik gösteren zorunlu bir özel durumdur.
Çocukluk ise tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamda ele alınması gereken bir durumdur.
Tarih boyunca toplumların çocuğa olan ilişkisi, onların sosyal, kültürel ve egemenlik ilişkilerine bağlı olarak değişiklikler göstermektedir.
İlkel toplumlarda çocuk, daha çok ekonomik yarar sağlayan bir varlık olarak görülmüştür. Böyle bir anlayış, istenen çocuk ve istenmeyen çocuk ayrımını ortaya çıkarmıştır. Diğer yandan, ekonomik nedenler çocuğun  bir yük olarak görülmesine de neden olabilmiştir. Özellikle ekonomik bunalımlı dönemlerinde, çocuk yetiştirmenin agır bir külfet olarak görülmesi, çocuğa karşı olumsuz tutum takınılmasına neden olmuştur. Bu nedenle ekonomik yarar sağlanamayacak durumda bulunan  engelli, zayıf, hastalıklı çocuklar ile bakımını üstlenecek kimsesi bulunmayan çocukların, toplum dışına itilmesi hatta yok edilmesi olağan şeyler olmuştur.
Çocukların korunması meselesinin devlet tarafından ilk defa düzenli bir şekilde ele alınmasına İlhanlılar devletinde rastlanmıştır.
1295-1304  yılları arasında hükümdarlık yapmış olan Gazan Mahmut Han, ülkedeki çocukların terbiye ve ıslahı için için yetimhaneler açmıştır.
Selçuklular zamanında da Erbil Atabeyi olan Muzafferüddin Ebu Said Gökbörü tarafından yaptırılan ‘Gökbörü Vakfiyesi’ içinde de yetim ve terk edilmiş çocukların korunduğu ve her türlü ihtiyaçlarının karşılandığı yetimhaneler bulunmaktadır.
Ortaçağda, çocukların korunmasına ilişkin bazı yasal düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Miras hakların korunması, evlilik için çocukların onayının alınması vb. diğer yandan hırsızlık yapan 12 yaşında ki çocukların idam edildiği de görülmektedir.
Amerika da ilk yetimhaneler 1729 yıllarında kurulmuştur. Ancak buna rağmen yine de anasız babasız çocuklar çalışmak  üzere çiftçi ve esnafın yanına yerleştirilmektedir.
Başlangıçta çocuğun kontrolünde aile daha önemliyken, zamanla, ailenin işlev kaybı buna karşın devletin aile karşısında güçlenmesi yönünde bir değişme başlayınca, devlet aileyi kontrol etme olanağını elde etmiştir. Devletin kendi çıkarları doğrultusunda aileleri denetlemeye başlamasıyla, toplumsal ilgi, çocuğun korunması yönünde yoğunlaşmıştır. Çocuğun korunmasına yönelik bu ilgi, ilk önceleri dinsel etkiler altında ve dinsel nitelikteki kuruluşlar aracılığı ile olmuştur. Bu ilginin, dinsel etkenler dışında toplum çerçevesin de kurumsallaşması 19. yy da başlamıştır. Bu gelişmeler, ailenin çocuk üzerindeki sınırsız egemenliğini giderek çocuğa karşı bakım ve koruma yükümlülüğüne dönüştürülmüştür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde devlet, aktif bir denetim yürütmeye başlamıştır.
Rönesansla birlikte  toplumun çocukların bakım ve korunmasında sorumlu olduğu inancı gelişmeye başlamıştır. 17 yy da eğitimciler çocukların dikkate değer olduklarını, yaşamın onların eğitimine adanması gerektiğini ve her bireyin anlaşılmaya ve yardıma muhtaç olduğunu ileri sürmeye başlamıştır.
19.yy sonları 20. yy. başları, modern çocukluk anlayışının oluştuğu dönem olarak kabul edilmiştir ise çocuğun yetişkinden ayrılmasında ve modern çocukluğun oluşmasında okullaşmanın temel etken olduğunu ileri sürülmektedir.
Modern çocukluk paradigması, toplumlarda çocuğun korunması düşüncesini geliştirmiştir. Bu düşüncenin bir sonucu olarak çocukların sorunları daha fazla toplumun gündeminde yer almaya başlamış, çocuklara yönelik sosyal politikalarda ve mevzuatta iyileştirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Birleşmiş milletler genel kurulu tarafından 1989 yılında kabul edilen  ‘ÇHS’ nin de bu sürecin bir sonucu olduğu söylenebilir.
ÇHS çocukların haklarının korunması ve geliştirilmesi bakımından çocuk koruma sistemlerinin  çocuğun yüksek yararını temel alarak çalışmasını öngörmüştür.
Yüksek yarar kavramı ile çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, kültürel, ahlaki, hukuki, ve ekonomik bakımlardan korunup kollanması anlaşılmaktadır. Diğer bir ifade ile sevgi, ve özenli bakım, normal fiziksel, zihinsel, duygusal gelişme, hastalıklardan korunma, temel sağlık ve eğitim olanakları çocuk gelişiminin ve dolaysıyla çocuğun yüksek yararının vazgeçilmez unsurlarıdır.
Modern çocukluk paradigması öngördüğü çocuk koruma anlayışının iki önemli odak noktası vardır.
  1. Çocuğun korunması gereken edilgen bir nesne olarak görülmemesidir. Yani çocuk nesne değil öznedir ve devletin ya da ailenin bir malı olarak kabul edilemez.
  2. Çocukların özel muamele ve korunma ihtiyaçlarının kabul edilmesi ve çocukların korunması sorumluluğunun yetişkinlere verilmesidir.
Günümüzde çocuk koruma hizmetleri;
  1. Çocukların kötü muameleden korunması,
  2. Çocuğun sağlıklı gelişimi,
  3. Çocuklara en iyi yaşam koşullarının sağlanması,
  4. Çocukların yetişkinliğe başarılı bir giriş yapması
Çocuk korumanın en önemeli unsuru,
  1. Çocuklara yönelik riskleri önceden fark edebilme ve önlem almaktır. Böylelikle başta istismar ve ihmal olmak üzere, çocukların karşı karşıya kalabilecekleri her türlü riske yönelik kapsamlı önleme mekanizmalarıyla çocukların gelişimine olumsuz etki edebilecek durumların engellenmesi çocuk korumanın en önemli süreçlerinden biridir.
Yapılan değerlendirmeler ışığında, çocuğun korunması denilince çocuğun istismar ve ihmalden suça sürüklenmekten, bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikeye düşürecek durumlardan ve her türlü risklerden korunmasının anlaşıldığı söylenebilir.
 Bunun dışında çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek ve yetişkinliğe başarılı bir giriş yapmalarını engelleyecek her türlü riskin önceden fark edilip engellenmesi de çocuk koruma sürecinin bir parçasıdır.
KORUMA ALTINDAKİ ÇOCUKLARIN EĞİTSEL SORUNLARI
  1. Koruma altındaki çocukların ortalamanın altında eğitimsel performans sergiledikleri ve aileleri yanında kalan çocuklara göre daha fazla davranış problemleri gösterme olasılıkların olduğu bilinmektedir.
  2. Okul performanslarında ve okula uyumlarında sorunlar yaşadıkları görülmektedir.
  3. Koruma altındaki gençler düşük mezuniyet, özel eğitime kayıt, sınıf tekrarı, okul davranış sorunları gibi birçok eğitsel sonuç yönünden yüksek risk grubundadır.
  4. Okuldaki özel programlara, kurslara, müfredat dışı kulüp ve sporlara ve diğer faaliyetlere katılmamaktadırlar.
  5. Korunmaya ihtiyaç içinde bulunan çocuklar okuldaki en dezavantajlı gruplardan biri olarak görülmektedir.
  6. Koruma altındaki çocukların eğitsel başarıları onların okul ve yerleşim yeri değişikliklerinden ve onların eğitimlerinden sorumlu temel kurum ve kişilerin iletişim ve işbirliğinden etkilenmektedir.
  7. Koruma altındaki çocuklar özellikle özel eğitim ve düzeltici okuma hizmetleri için tutarlı ve bilgili bir destekleyiciden yoksundurlar.
  8. Bazen öğretmenlerin ve akranlarının koruma altında olmalarını çocukların kendi hatası olarak gördükleri ya da olumsuz bir durumun üstesinden gelememelerine bağladıkları da görülmektedir. Bu durum onların davranışlarını etkilemekte ve dışlanmaya kadar uzanabilmektedir.
  9. Koruma altındaki çocukların eğitimlerinin ihmal edilmesinin onların yaşam becerilerinde son derece negatif  etkiye sahip olduğu görülmektedir.
Koruma altındaki çocuklar için yapılması gereken en etkili yol, gerek okulda gerekse okul dışında koruma altına alındıkları ilk günden başlayarak koruma altında bulundukları süre boyunca onlara çok sıkı bir eğitim desteğinin sağlanması olarak görülmektedir.
Modern çocukluk paradigması ve çocukları korunmasına yönelik bütüncül bakış açıları, çocuk korumanın sistem yaklaşımı çocuk koruma alanında da kullanılmaya çalışılmaktadır.
ÇOCUK KORUMAYA SİSTEM YAKLAŞIMI
            Çocukların korunması sorununun tek boyutlu olmadığı,
aile

toplum
yargı
eğitim
gibi sistemlerin çocukların korunması konusunda birbirleriyle, yakın etkileşim içerisinde olduklarının anlaşılmasıyla birlikte, çocuk korumada sistem yaklaşımının giderek ön plana çıkmaktadır.
SİSTEM YAKLAŞIMI
  1. Sistem yaklaşımı, belli bir grup yada kategorideki çocukları ele almaktan ziyade tüm çocuklar için çalışır.
  2. Sistem yaklaşımı, fonlanabilir bir ya da iki meseleye odaklanmaktan ziyade çocuk koruma meselelerinin her bağlamda, tüm aşamalarına değinir.
  3. Sistem yaklaşımı koordinasyonu geliştirerek, kıt kaynaklardan yararlanmayı artırarak ve tekrarı önleyerek var olan çocuk koruma yapılarını ve müdahalelerini daha etkili kılar.
  4. Sistem yaklaşımı, farklı düzeydeki tüm aktörlerin çocuk koruma çabalarını, ortak bir amaç ve ortak standartlar altında birleştirir.
  5. Sistem yaklaşımı, yanıtlayıcı ve düzenleyici tedbirler alır.
  6. Sistem yaklaşımı, çocuğun yüksek yararı ilkesine uygun olarak çocuğu korumaya güçlü vurgu yapar.
  7. Sistem yaklaşımı, çocuk haklarını korumayı başarmak için yapısal ve örgütsel araçlar sağlar.
Sistem yaklaşımı çocuk korumaya bütüncül bir yaklaşım getirmektedir.,
Sistem yaklaşımı tüm çocukların hedeflenmesi, sorunlara bütüncül olarak ele alınması,
Kaynakların etkin kullanımının sağlanması,
Farklı aktörlerin ortak bir amaç etrafında birleştirilmesi ve her durumda çocuğun yüksek yararına vurgu yapılması,
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Çocuk Koruma Bileşenlerini Şöyle Sıralamıştır.
  1. Yasal ve politik yapı
  2. Bilgi ve veri
  3. Koordinasyon
  4. İnsan ve finansal kapasite
  5. Önleyici ve düzeltici faaliyetler
  6. Savunuculuk ve farkındalık
Çocuk koruma fonu Çocuk Koruma Bileşenlerini Şöyle Sıralamıştır.
  1. Yasa ve politik yapı,
  2. Etkili düzenleme ve gözetim,
  3. Önleyici ve yanıtlayıcı hizmetler,
  4. Etkili koordinasyon,
  5. Bilgi ve veri,
  6. Becerikli bir çocuk koruma işgücü,
  7. Çocukların sesi ve katılımı,
  8. Bilinçli ve destekleyici bir kamu,
  9. Yeterli kaynak
  10. Yasal ve politik çerçeve; Sistemin yapısını, yetkilerini ve fonksiyonlarını tanımlar. Böyle bir çerçeve, çocuk koruma alanında çalışan farklı ama birbirleriyle ilişkili sektörlere dayanak olacak tüm temel mevzuatı içermelidir. Bu temel mevzuat, politika ve düzenlemelerle uyumlu olmalıdır. Mevzuat ve politikalarda, başta çocuk haklarına dair sözleşme olmak üzere, insan haklarıyla ilgili uluslararası diğer belgeler de göz önünde bulundurulmalıdır.
  11. Koordinasyon; sistem bileşenleri, birbirlerini ve diğer sistemleri etkilemektedir. Sistem parçaları arasındaki bu etkileşim, koordinasyonu zorunlu Kılmaktadır. Çocuk koruma sistemini güçlendirmek ve geliştirmek için hükümet kuruluşları, sivil toplum örgütleri, uygulayıcılar, gönüllüler ve farklı düzeylerdeki toplum mekanizmaları arasında bütüncül ve eşgüdümlü bir yaklaşım önemlidir.
  1. Kapasite; sistemin işlemesi için gerekli olanaklara, madde ve insan kaynakları ile finansal kaynaklara işaret eder. Çocuk risk altında olduğunda ya da istismara uğradığında çocukla temas kuran birçok profesyonel meslek elemanı ve gönüllü vardır. Sosyal çalışma görevlisi ve hukukçuların, polislerin ve çocukla etkileşim halinde olan diğer çalışanların motivasyon, bilgi ve beceri yönünden donanımlı olması, çocuk istismarını tanılama ve önleme yeterliliğine sahip olması gereklidir. Ayrıca bu çalışanların sayıca da yeterli olması gerekir. Toplum liderlerinin ve çocuk koruma alanında çalışan gönüllülerin de çocuk koruma ile ilgili belli düzeyde bilgi ve donanımlarının olması da önemlidir. Sistemin düzenli çalışması için yeterli finansman kapasite de gereklidir.
  1. Bilgi ve veri; Sistemin mevcut durumunu izleyebilmesi, eksiklerini giderebilmesi için bilgi ve veriye ihtiyaç vardır. Çocuk koruma sorunları ve iyi uygulamalar üzerine kanıta dayalı bilgi ve veri, politika gelişimlerini etkilemektedir.
  2. Savunuculuk ve farkındalık yaratma; Savunuculuk, çocukları korumak için karar vericiler, politika yapıcıları ve yetkilileri etkilemek için harekete geçmedir. Çocukların korumasına yönelik hizmetlerde halkın farkındalığını artırmak güçlü bir halk desteğine sahip olmak çocuk koruma sistemini daha etkili çalışmasına katkı sağlayacaktır.
  3. Önleyici ve düzenleyici hizmetler; formel, informel, kamu ve sivil toplum kapsamındaki tüm hizmet sunan kurumlar ve yapı ile süreci içerir.
Formal ; hükümet tarafından belirlenip onaylanır ve yasa, yönetmenlik ve politikalar tarafından yönlendirilir. İNFORMAL unsurlar ise koruyucu işlevler için devlet yetkisi olmaz, bunun yerine tutumlar, değerler, davranışlar, sosyal normlar ve toplumdaki geleneksel uygulamalar tarafından biçimlenir.
TÜRKİYEDE ÇOCUK KORUMA SİSTEMİNDE OKULUN  YERİ
Çocukların zorunlu olarak okula gitmeleri 18.yy da kıta Avrupa’sında reformcular tarafında ulusal eğitim sistemi konusu gündeme getirilmeye başlanmıştır. 1830’ ların sonunda 6-14 yaş arasındaki Prusya’lı çocukların % 80 i ilkokullarda sistematik bir eğitimden geçirilmiştir. Diğer ülkelerde de okullar kilisenin elinden alınmaya başlanmıştır.
  • İngiltere!’de 1880’de
  • Fransa’da 1882’de temel eğitim ücretsiz ve zorunlu hale geldi.
  • Amerika’da ise bu süreç 1852 de başladı
  • Osmanlıda ilköğretimin zorunluluğu, 11.Mahmut’un 1824 yılında yayınladığı fermana dayanmaktadır. Ancak bu ferman yalnızca İstanbul için ilköğretim zorunlu hale getirmiş.
  •  Osmanlı İlköğretimin tüm ülkede zorunlu hale gelmesi ise Tanzimat dönemine rastlamaktadır. Nisan 1847’de çıkarılan bir talimat ile ilk 4 yıllık Sıbyan mektepleri ve 2 yıllık Rüştiye mektepleri zorunlu öğretim kapsamına alınmış ve böylece 6 yıllık zorunlu öğretine geçilmiştir.
İngiltere de okulların çocuk koruma politik belgelerinde çocukların korunmasına ilişkin,
  • Okulun çocuk koruma sorumluluklarını yerine getirebilmesi için yeterli kaynak ve zaman sağlama,
  • Çocuk korumaya ilişkin politika ve süreçlerin uygulanmasını ve tüm personel tarafından takip edilmesini sağlama,
  • Programın öğrencilerin refah ve güvenliğine katkı sağlayacak şekilde yürümesini sağlama gibi görevleri bulunmaktadır.
OKUL KAYNAKLI SORUNLAR
  1. Okul personelinin koruma altındaki çocuklarla ilgili yeterli donanıma sahip olmaması,
  2. Yakınlarının, koruma altındaki çocuklarla görüştürmek istemesi
  3. Koruma altındaki çocuklara yönelik okuldaki dışlama
  4. Çocukların aile özlemini gidermede okulun yetersiz kalması
  5. Okulun kaynak sorunu ve maddi yetersizliği,
SOSYAL HİZMET KURUMU KAYNAKLI SORUNLAR
sosyal hizmet görevlilerinin vardiyalı çalışması koruma kararlı çocukların okula hazırlıklı gönderememesi
Koruma kararlı çocukların okula geliş-gidişlerin güvenli olmaması,
Sosyal hizmet görevlilerin çocuk bakımı konusunda yeterli donanıma sahip olmaması,
Çocuğun sosyal hizmet kurumunu istememesi,
DİĞER SORUNLAR
  1. korunma kararlı çocukların davranış sorunlarının olması
  2. Sosyal hizmet kurumlarıyla iletişimin yeterli ölçüde sağlanamaması
  3. Çocuğun durumu ile ilgili yeterli paylaşımın yapılamaması
  4. Koruma altındaki çocukların okula hazır bulunurluk düzeylerinin düşük olması
  1. Çok sayıda çocuğun aynı okula gitmesi
  2. Aşırı ilgi ya da aşırı ilgisizliğin çocuğu olumsuz etkilemesi,
  3. Koruma altındaki çocukların akademik ilgisizliği
  4. Koruma altındaki çocuklara özel ilgi istenmesi
  5. Koruma altındaki çocukların olumsuz bir durum yaşadığında üst makamlara ulaşması
  6. Sosyal hizmet kurumlarının okula destek olmaması.
KORUMA KARARLI ÇOCUKLARIN KORUNMASINDA OKULUN YAPILMASI GEREKENLER.
  1. Okul personeli koruma kararlı çocuklar hakkında bilgilendirilmeli,
  2. Daha iyi bir okul ortamı oluşturulmalı.
  3. Okulda koruma kararlı çocuklarla ilgili ortak bir çalışma yapılmalı,
  4. Rehber öğretmenler koruma kararlı çocuklarla daha yakından ilgilenmeli,
  5. Çocuğun öğretmene ve okula güven duyması sağlanmalı,
  6. Veli desteği sağlanmalı,
  7. Koruma kararlı çocuklara yönelik etiketlenme yapılmamalı,
  8. Koruma kararlı çocuklara rehberlik hizmeti sunulmalı,
  9. Okul koruma kararlı çocukların sorunlarına daha duyarlı yaklaşmalı,
  10. Koruma kararlı çocuklar diğer çocuklarla kaynaştırılmalı,
  1. Koruma kararlı çocukları sosyal servisin bilgisi dahilinde aileleri ile görüştürülmeli,
  2. Çocukların davranış gelişimleri ve akademik başarıları gözlenmeli,
  3. Diğer öğrenci velileri koruma kararlı çocuklar hakkında bilgilendirilmeli,
  4. Koruma altındaki çocuklar bir komisyon kararı ile sınıflara yerleştirilmeli,
  5. Koruma kararlı çocuklar akademik başarılarına göre sınıflara yerleştirilmeli,
  6. Çocuklar okuldan ayrıldıktan sonrada takip edilmeli,
  7. Koruma kararlı çocuklar için okula ayrı bir sosyal çalışmacı veya rehber öğretmen görevlendirilmeli,
  8. Koruma kararlı çocuklar ilişkin okullar ortak tutum belirlenmeli,
SOSYAL HİZMET KURUMU TARAFINDAN YAPILMASI GEREKENLER
  1. Okul ziyaretleri artırılmalı,
  2. Koruma kararlı çocuklar okula hazırlıklı gönderilmeleri,
  3. Ev sorumluları çocuk bakma konularında bilgilendirilmeli,
  4. Ev sorumluları çocuklarla daha yakından ilgilenmeli
DİĞER YAPILMASI GEREKENLER
  1. Okul-sosyal hizmet kurumu arasında iyi iletişim sağlanmalı
  2. Koruma altındaki çocuklara psikolojik destek sağlanmalı
  3. Görüş süreleri artırılmalı
  4. Koruma altındaki çocuklara sorumluluk bilinci kazandırılmalı,
  5. Çocukların korunmasını sağlayan tüm birimler ortak hareket etmeli,
  6. Koruma altındaki çocuklara dini sohbet yapılmalı,
  7. Korunma altındaki çocukların sorunları tespit edilip yardımcı olunmalı.
ÇOCUKLA İLGİLİ SORUNLAR
  1. korunma altındaki çocukların davranış sorunları
  2. Koruma altındaki çocukların ‘koruma altında olma’yı kullanması
  3. Korunma altındaki çocukların akademik başarısının düşük olması,
  4. Koruma altındaki çocukların sağlık sorunları,
  5. Korunma altındaki çocukların beslenme sorunları
  6. Koruma altındaki çocukların devamsızlık sorunları,
  7. Koruma altındaki çocukların ödev sorunu,
  8. Koruma altındaki çocukların risklere karşı savunmasızlığı,
  9. Koruma altındaki çocukların dağınık psikolojisi,
  10. Koruma altındaki çocukların düşük benlik saygısı.